Afyonkarahisar’da yaşanan görüntüleri izledim.
Bir kez izledim, bir daha izledim.
Sonra insan ister istemez düşünüyor:
Siz zabıta mısınız, vatandaşı dövmekle görevli bir ekip misiniz? Siz kimsiniz?
Olayın özeti kısa.
Afyonkarahisar’ın Bankalar Caddesi’nde pamuk şeker satarak geçimini sağlamaya çalışan engelli bir vatandaş ile belediye zabıta görevlileri arasında tartışma yaşanıyor. Ardından iş itiş kakışa dönüşüyor ve görüntülerde bir zabıta görevlisinin arkadan gelerek engelli vatandaşa tekme ve yumrukla müdahale ettiği görülüyor.
Sonra vatandaşlar araya giriyor.
Yani zabıta ile engelli vatandaşın arasına yine çevredeki vatandaşlar girmek zorunda kalıyor.
Şimdi gelelim asıl meseleye.
Seyyar satıcılık yasak olabilir.
Zabıta müdahale edebilir.
Tutanak tutabilir.
Mevzuatın kendisine verdiği yetki çerçevesinde malları emanete alabilir, idari işlem uygulayabilir.
Bunların hepsini tartışabiliriz.
Ama zabıtaya vatandaşı dövme yetkisini kim verdi?
Hele karşınızdaki engelli bir vatandaşsa…
İnsan elini kaldırmaya utanır.
Tekme atmaya utanır.
Yumruk atmaya utanır.
Üzerinizde belediyenin üniformasının bulunması sizi vatandaştan üstün yapmaz. Tam tersine, üzerinizdeki o üniforma size daha fazla sorumluluk yükler.
Çünkü siz o üniformayı giydiğiniz anda belediyeyi temsil ediyorsunuz.
Vatandaş size kızabilir.
Bağırabilir.
Hatta size hakaret edildiğini düşünüyorsanız bunun da yolu bellidir. Tutanak tutarsınız, şikâyetçi olursunuz, gerekiyorsa polisi çağırırsınız.
Devlet bunun için kanun koymuş.
Mahkeme bunun için var.
Kolluk bunun için var.
Ama siz hem zabıta, hem polis, hem savcı, hem hâkim, en sonunda da infaz memuru olamazsınız.
Sebebi ne olursa olsun yumruk atamazsınız.
Tartışma ne kadar büyürse büyüsün tekme savuramazsınız.
Afyonkarahisar Belediyesi olayın kamuoyuna yansımasının ardından idari soruşturma başlattı ve görüntülerde yer alan zabıta personelinin soruşturma süresince görevden uzaklaştırıldığını açıkladı.
Doğru bir ilk adım.
Ama bu olayın üzeri birkaç satırlık açıklamayla kapatılmamalı.
Görüntüler baştan sona incelenmeli. Fiziksel müdahaleye kim katıldıysa, kim görev sınırını aştıysa tek tek belirlenmeli ve soruşturma sonuçlanıncaya kadar vatandaşla doğrudan temas edilen görevlerden uzak tutulmalı.
Çünkü mesele yalnızca bir engelli seyyar satıcının dövülmesi değil.
Mesele kamu gücünün nasıl kullanıldığıdır.
Bir zabıta görevlisi kendisine verilen yetkiyi, vatandaş üzerinde güç gösterisine dönüştürmeye başladığı anda orada ciddi bir sorun vardır.
O zaman ben de Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal’a sesleniyorum:
Sayın Başkan,
Bu görüntüleri siz de izleyin.
Baştan sona izleyin.
Sonra elinizi vicdanınıza koyup şu sorunun cevabını verin:
Bu insanlar vatandaşın karşısına tekrar aynı yetki ve aynı üniformayla çıkarılmalı mı?
Bana sorarsanız çıkarılmamalı.
Soruşturma sonunda görevlerine devam etmelerinde hukuki bir engel görülmezse bile, vatandaşa doğrudan müdahale edilen birimlerde çalıştırmak zorunda değilsiniz.
Verin Park ve Bahçeler Müdürlüğüne.
Fidan diksinler.
Çiçek diksinler.
Toprağa dokunsunlar.
Belki o zaman kamu görevinin vatandaşa efendilik yapmak değil, vatandaşa hizmet etmek olduğunu yeniden hatırlarlar.
Çünkü bazı kamu görevlilerinin havası gerçekten Kaf Dağı’na çıkmış.
Vatandaşın vergisiyle maaş alacaksınız, vatandaşın belediyesinin üniformasını giyeceksiniz, sonra da o vatandaşa yumruk atacaksınız.
Yok öyle bir dünya.
Zabıta elbette görevini yapacak.
Seyyar satıcılık konusunda kanun ne diyorsa onu uygulayacak.
Kimse “zabıta görev yapmasın” demiyor.
Ama görev yapmak başka şeydir, güç gösterisi yapmak başka şey.
Kanunu uygulamak başka şeydir, vatandaşı tekmelemek başka şey.
Hele engelli bir insana karşı fiziksel üstünlüğünü kullanmak bambaşka bir şeydir.
Afyonkarahisar Belediyesi soruşturmayı başlattı.
Şimdi kamuoyunun beklediği şey de çok açık:
Görüntülerde olaya karışan herkes tek tek tespit edilsin.
Kim görev sınırını aştıysa gereği yapılsın.
Ve en önemlisi, bu olay yalnızca “bir zabıta vakası” olarak görülmesin.
Çünkü bugün Afyonkarahisar’da bir engelli seyyar satıcıya kaldırılan el görmezden gelinirse, yarın başka bir şehirde başka bir vatandaşa kalkar.
Kamu görevlisinin gücü vatandaşa kaldırdığı yumruğunda değil, kanuna bağlılığında olmalıdır.
Bunu unutan varsa da hatırlatmak belediyenin görevidir.
Makale: Dedektif Gazeteci Ali ERTURAN


