Ana Sayfa Arama Galeri Video
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya

AKIN GÜRLEK ESKİ DOSYALARIN TOZUNU KALDIRIYOR!

Yıllarca raflarda bekleyen, faili bulunamayan ya da kamu vicdanında soru

Yıllarca raflarda bekleyen, faili bulunamayan ya da kamu vicdanında soru işaretleri bırakan dosyalar birer birer yeniden mercek altına alınıyor. Nisan ayında 75 ilde 638 dosya ve 693 maktul için başlatılan kapsamlı incelemede, 4 Eylül itibarıyla 40 dosyada 46 maktul ve 7 yaralının bulunduğu faili meçhul olayların aydınlatıldığı açıklandı. Son olarak 15 yıl önce hayatını kaybeden eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun dosyasının yeniden açılması, gözleri Adalet Bakanı Akın Gürlek’in faili meçhul cinayetler ve şüpheli ölümler konusunda yürüttüğü çalışmalara çevirdi.

Adalet Bakanlığında son aylarda dikkat çekici bir çalışma yürütülüyor. Yıllar önce işlenmiş, faili bulunamamış, soruşturması sonuçsuz kalmış ya da kamu vicdanında soru işaretleri bırakmış dosyalar yeniden masaya yatırılıyor. Bunun için 24 Nisan 2026’da Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı kuruldu. Türkiye genelinde yapılan taramalarda 75 ilde 638 dosya ve 693 maktul tespit edilerek kapsamlı inceleme süreci başlatıldı. Özellikle kadın ve çocuk cinayetleri başta olmak üzere toplum vicdanını yaralayan dosyaların yeniden inceleneceği açıklandı.

Aradan yalnızca iki ay geçtiğinde ilk sonuçlar gelmeye başladı. Adalet Bakanı Akın Gürlek, 25 Haziran’da yaptığı açıklamada yeni birimin faaliyete geçmesinden itibaren 16 dosyada 19 faili meçhul cinayetin aydınlatıldığını duyurdu. Aynı tarihte 75 ildeki 638 dosyanın yeniden değerlendirildiğini, 52 ilde 147 maktulün bulunduğu 141 dosyanın incelendiğini ve 47 maktullü 44 dosyada başsavcılıklar ile kolluk birimlerince özel çalışma ekiplerinin görev yaptığını açıkladı.

Rakamlar ilerleyen aylarda yükseldi. 14 Ağustos’ta 30 dosyada 35 faili meçhul cinayetin, 22 Ağustos’ta ise 36 dosyada 41 maktul ve 7 yaralının bulunduğu faili meçhul olayların aydınlatıldığı Bakanlık tarafından kamuoyuna duyuruldu.

4 Eylül’e gelindiğinde tablo bir kez daha değişti. Gürlek, İstanbul, Mardin ve Manisa’daki üç dosyanın daha aydınlatıldığını belirterek, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığının kurulduğu 24 Nisan’dan itibaren 40 dosyada 46 maktul ve 7 yaralının bulunduğu faili meçhul olayın aydınlatıldığını açıkladı.

Yürütülen çalışmanın dikkat çeken tarafı ise yalnızca yakın tarihli olayların değil, üzerinden uzun yıllar geçmiş dosyaların da yeniden ele alınması.

Bunun en çarpıcı örneklerinden biri 7 Eylül’de geldi.

Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu, tutuklu bulunduğu Silivri 1 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda 12 Kasım 2011’de rahatsızlanmış, Silivri Devlet Hastanesine sevk edilmiş ancak hastaneye ulaştırıldığında hayatını kaybettiği tespit edilmişti. O dönem yürütülen soruşturmada kamera kayıtları ve tıbbi belgeler incelenmiş; cezaevi, jandarma ve sağlık personeli, koğuş arkadaşları ve Kozinoğlu’nun eşinin ifadeleri alınmış, 10 Nisan 2012’de kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmişti.

Aradan yaklaşık 15 yıl geçti.

Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığının dosyayı yeniden incelemesinin ardından Silivri Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan değerlendirmeler doğrultusunda, Silivri Sulh Ceza Hâkimliğinin 26 Ağustos 2026 tarihli kararıyla takipsizlik kararı kaldırıldı ve soruşturma yeniden başlatıldı. Yeni soruşturmada gizlilik kararı alınırken özel bir soruşturma ekibi oluşturuldu.

Bakan Gürlek’in açıkladığı son duruma göre olay tarihinde ceza infaz kurumunda görev yapan 11 şüpheli hakkında adli işlem başlatıldı, 10 şüpheli gözaltına alındı. Bir şüphelinin ise FETÖ firarisi olarak yurt dışında bulunduğu tespit edildi.

Kozinoğlu soruşturmasında gizlilik kararı bulunması nedeniyle dosyanın içeriğine ilişkin ayrıntılar kamuoyuna açıklanmış değil. Dolayısıyla soruşturmanın hangi yeni bilgi, bulgu veya değerlendirmeler doğrultusunda bu aşamaya geldiği konusunda kesin bir hüküm vermek mümkün değil. Ancak kesin olan şu: 2012 yılında hakkında takipsizlik verilen bir ölüm dosyası, 2026 yılında yeniden adli soruşturmanın konusu haline geldi.

Üstelik Kozinoğlu dosyası tek örnek değil.

Adalet Bakanlığının son aylardaki açıklamalarına bakıldığında, yıllar önce işlenmiş çok sayıda olayda eski ifadelerin yeniden incelendiği, teknik verilerin tekrar değerlendirildiği, özel ekipler oluşturulduğu ve bazı dosyalarda yıllar sonra şüphelilere ulaşıldığı görülüyor. Bakanlık, ağustos ayında Van ve Afyonkarahisar’da daha önce intihar veya kaza olarak değerlendirilen iki ölümün yeniden incelendiğini ve yeni bulgulara ulaşıldığını da açıklamıştı.

Bütün bu gelişmeler yan yana konulduğunda Akın Gürlek’in son açıklaması çok daha farklı bir anlam kazanıyor.

Gürlek, Kozinoğlu dosyasını açıklarken şu mesajı verdi:

“Yıllar geçse de hiçbir şüpheli ölümü karanlıkta bırakmamakta kararlıyız.”

Ardından kamu vicdanında soru işareti oluşturan dosyaların, üzerinden geçen zamana bakılmaksızın yeniden ele alınacağını ve ulaşılabilecek her delilin izinin sürüleceğini belirtti. Açıklamasının sonunda ise hedefi daha da genişleterek faili meçhul cinayetlerin, şüpheli ölümlerin ve kamu vicdanında cevapsız kalan dosyaların üzerine gidileceğini vurguladı.

Aslında rakamlar da bu açıklamanın yalnızca bir temenniden ibaret olmadığını gösteriyor.

Nisan ayında 638 dosyayla başlayan büyük taramada, haziranda 16 dosya, ağustos ortasında 30 dosya, 22 Ağustos’ta 36 dosya ve 4 Eylül itibarıyla 40 dosyada faili meçhul olayların aydınlatıldığı Bakanlığın resmi açıklamalarına yansıdı.

Elbette burada önemli bir hukuki ayrımın altını çizmek gerekiyor. Bir olayın soruşturma makamlarınca “aydınlatılmış” olarak açıklanması, şüphelilerin kesin olarak suçlu olduğu anlamına gelmez. Suçluluğa ilişkin kesin hüküm verme yetkisi bağımsız mahkemelere aittir. Ancak yıllardır sonuç bekleyen dosyalarda yeniden delil aranması, şüphelilerin belirlenmesi ve soruşturmaların ilerletilmesi bile mağdur yakınları açısından yıllardır beklenen adalet arayışının yeniden hareketlenmesi anlamına geliyor.

Bir cinayetin üzerinden 10 yıl, 15 yıl, hatta daha fazla zaman geçmiş olabilir. Dosyanın kapağı yıllardır açılmamış, deliller eskimiş, tanıkların hafızası zayıflamış olabilir. Ancak son aylarda ortaya çıkan tablo, Adalet Bakanlığında eski faili meçhul dosyalara yönelik ciddi ve sistematik bir çalışma yürütüldüğünü gösteriyor.

Akın Gürlek’in mesajı ise oldukça açık:

Aradan kaç yıl geçerse geçsin dosya kapanmış sayılmayacak; ulaşılabilecek bir delil, araştırılabilecek bir şüphe varsa yeniden bakılacak.

Kaşif Kozinoğlu dosyasının yaklaşık 15 yıl sonra yeniden açılması da bu yaklaşımın kamuoyunda en fazla dikkat çeken örneklerinden biri oldu.

Ve şimdi ister istemez akla tek bir soru geliyor:

638 DOSYANIN İÇİNDEN SIRADA HANGİSİ VAR?

Haber: Dedektif Gazeteci Ali ERTURAN