Türkiye’nin gündemi bugün yine siyasi tartışmaların, parti kavgalarının ve siyasetçilerin etrafında şekillendi…
Kim ne dedi, kim hangi partiye geçecek, kim kimin hakkında ne söyledi, hangi siyasetçi hangi açıklamayı yaptı…
Google aramaları da bu ilgiyi ortaya koyuyor. Bazı siyasi isimler gündemin zirvesine çıkıyor. Haber siteleri aynı konuyu defalarca servis ediyor, sosyal medya aynı tartışmayı saatlerce döndürüyor…
Peki bütün bu gürültünün arasında, bir otizmli çocuğun eğitim hakkıyla ilgili verilen resmi karar kaç kişinin dikkatini çekiyor?
Daha da acı bir tablo var…
Türkiye siyasetçilerin peşinden koşarken, bir özel eğitim sınıfında otizmli bir çocuğun “ceza köşesi” olarak adlandırılan bir uygulamayla karşı karşıya kaldığını ortaya koyan haber, gündemin arasında neredeyse sessizce geçip gitti…
Oysa burada bir siyasi polemik yok…
Bir parti kavgası yok…
Bir siyasetçinin diğerine yönelttiği sert sözler yok…
Burada hayata tutunmaya çalışan bir çocuk var…
Ve o çocuğun eğitim hakkı var…
DHA’nın haberine göre olay, Ankara’daki bir ilkokulun özel eğitim sınıfında meydana geldi…
Dosyanın merkezinde yüzde 90 engelli ve otizm spektrum bozukluğu tanılı bir kız çocuğu bulunuyor…
Ailenin başvurusu üzerine Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK) tarafından incelenen olayda, sınıfta “ceza köşesi” oluşturulduğu ortaya çıktı…
Öğretmenler, bu uygulamanın öğrenciyi yaptığı davranış üzerine düşünmeye sevk etmek amacı taşıdığını savundu…
Ancak TİHEK’in değerlendirmesi farklı oldu…
Kurum, uygulamanın pedagojik temelden yoksun olduğunu ve çocuğu engeli nedeniyle daha dezavantajlı bir konuma sokarak dolaylı ayrımcılık oluşturduğunu değerlendirdi…
İlçe Millî Eğitim Müdürlüğüne de 17 bin 52 lira idari para cezası uygulandı…
Ama mesele 17 bin 52 lira değil…
Şimdi durup düşünelim…
Bir tarafta günlerdir ülkenin gündemini işgal eden siyasi tartışmalar var…
Diğer tarafta ise adını bile bilmediğimiz bir çocuk…
Siyasetçilerin kim nereye geçtiğini, kimin kime ne söylediğini saatlerce tartışabiliyoruz…
Bir siyasi tartışmanın tarafı olmak için insanlar birbirine hakaret edebiliyor, sosyal medyada saatlerce aynı konunun etrafında kavga edebiliyor…
Ama özel eğitim alan bir çocuğun eğitim ortamında nasıl muamele gördüğünü birkaç dakika bile konuşmuyoruz…
Oysa bu çocuğun hayatını değiştirecek olan şey, bir siyasetçinin açıklaması değil…
Aldığı eğitim…
Gördüğü destek…
Öğretmeninin yaklaşımı…
Okulun rehberlik sistemi…
Ve gerektiğinde devreye girmesi gereken uzmanlar…
TİHEK kararında dikkat çeken noktalardan biri de burada…
Dosyaya göre çocuğun bazı davranışları nedeniyle tutanak tutuldu ve veli toplantısı yapıldı. Ancak konu okulun rehberlik servisine aktarılmadı. Rehberlik ve Araştırma Merkezi ile koordinasyon kurulduğunu gösteren bilgi ve belge de sunulamadı…
Yani ortada yalnızca bir “ceza köşesi” tartışması yok…
Özel eğitim alan bir çocuğun davranışları karşısında eğitim sisteminin hangi mekanizmaları çalıştırdığı ya da çalıştırmadığı sorusu var…
TİHEK de bu değerlendirmeler sonucunda engellilik temelinde ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine karar verdi…
Bir siyasetçinin hangi partiye geçeceğini öğrenmek için binlerce kişi aynı habere tıklıyor…
Bir siyasi tartışmanın tarafı olmak için insanlar birbirine hakaret ediyor…
Siyaseti adeta futbol takımı tutar gibi yaşayan insanlar, kendi tuttuğu tarafın siyasetçisini savunmak için saatlerce kavga edebiliyor…
Peki aynı toplum, otizmli bir çocuğun eğitim hakkını kim savunacak diye ne kadar düşünüyor?
Siyasetçiler gündemi değiştirebilir…
Partiler değişebilir…
Bugün konuşulan isim yarın unutulabilir…
Ama bir çocuğun eğitim yılları geri gelmez…
Bir çocuğun okulda karşılaştığı dışlayıcı veya yanlış bir uygulama, “gündem değişti” diye ortadan kalkmaz…
Çünkü çocukluk beklemiyor…
Eğitim beklemiyor…
Gelişim beklemiyor…
Ve kaybedilen zaman, bir siyasi tartışmanın aksine geri getirilemiyor…
Bu nedenle bu dosyaya yalnızca “TİHEK 17 bin 52 lira ceza verdi” diye bakmak eksik kalır…
Asıl mesele para cezası değil…
Asıl mesele, özel eğitim ihtiyacı bulunan bir çocuğun eğitim hakkının nasıl korunduğudur…
Asıl mesele, bir çocuğun davranışının yalnızca cezalandırılması değil; o davranışın neden ortaya çıktığının anlaşılması, doğru eğitim yöntemlerinin uygulanması ve ihtiyaç duyulduğunda uzman desteğinin devreye sokulmasıdır…
Ve belki de hepimizin kendimize sormamız gereken bir soru çıkıyor ortaya..
Biz gerçekten çocuklarımızın geleceğini mi konuşuyoruz, yoksa siyasetçilerin bugününü konuşarak kendi geleceğimizi mi unutuyoruz?
Makale / Haber : Dedektif Gazeteci


