Ana Sayfa Arama Galeri Video
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya

BU NASIL BİR PİYES, NASIL BİR TİYATRO?

Bir gün önce “yarın başla” denildi, ertesi gün yeniden görüşmeye

Bir gün önce “yarın başla” denildi, ertesi gün yeniden görüşmeye çağrıldı ve işe alınmadı. D.T.’nin anlattığı olayın başlangıç sürecini Dalbel Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim İlhan da doğruladı. Ancak sonrasında yaşananlara ilişkin iki farklı anlatım ortaya çıktı…

Geçtiğimiz günlerde Instagram üzerinden bir mesaj aldım. Ardından telefonla görüştüm. Arayan D.T. isimli bir kadın. Yaklaşık beş yıldır Ortaca’da yaşayan, asıl mesleği bankacılık olan D.T., bana yaşadıklarını anlattı.

D.T.’nin anlattığına göre olay, Ortaca Belediyesi’nde bir arkadaşını ziyaret ettiği sırada Belediye Başkan Yardımcısı Hüsnü Sarı ile tanışmasıyla başladı…

Bankacı olduğunu öğrenen Sarı’nın, belediyenin iştiraki Dalbel’de sorumlu müdür pozisyonunun boş olduğunu söylediğini anlatan D.T., Sarı’nın kendisini Dalbel Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim İlhan’a yönlendirdiğini söyledi…

Hatta D.T.’nin anlatımına göre Hüsnü Sarı, İbrahim İlhan’ın kısa süre sonra ofisten ayrılacağını söyleyerek kendisine zaman kaybetmeden Dalyan’daki Dalbel’e gitmesini önerdi…

D.T. de Dalyan’a giderek İbrahim İlhan’la görüştü…

İkili birbirlerini geçmişten tanıyordu…

Görüşmenin ardından D.T.’nin anlatımına göre İbrahim İlhan kendisine:

“Yarın başla.”

dedi.

İşe giriş için gerekli evraklar konuşuldu. D.T. de ailesine, eşine, dostuna ve yakınlarına işe başlayacağını haber verdi. Hatta annesiyle İbrahim İlhan’ın da konuştuğunu ve kendisine kızının artık işinin hazır olduğu yönünde sözler söylediğini aktardı.

D.T., ertesi gün çocuğuyla ilgili bir işi olduğunu söyleyerek işe bir gün sonra başlamayı istedi.

Buraya kadar her şey normaldi.

Ancak sonrasında olayın seyri değişti.

D.T.’nin anlatımına göre İbrahim İlhan, Hüsnü Sarı ile telefonda görüştü. Bu görüşme sırasında Sarı’nın tepki gösterdiğini ve İlhan’ın telefon görüşmesini sonlandırdığını söyledi.

Ben de İbrahim İlhan’a bu telefon görüşmesinin nedenini ayrıca sordum.

İlhan’ın bana anlattığına göre Hüsnü Sarı, kendisine:

“Başkanın onayını almadan neden işe aldın, neden söz verdin?”

şeklinde tepki göstermişti…

Burada önemli bir ayrıntı ortaya çıkıyor.

Eğer İbrahim İlhan’ın bana aktardığı bu anlatım doğruysa, kafamda şu soru gündeme geliyor:

Dalbel Yönetim Kurulu Başkanlığı görevinden ayrılmış olan Belediye Başkanı Evren Tezcan’ın, görevi bıraktıktan sonra şirketin personel kararlarında hâlâ onay makamı olması nasıl açıklanabilir?

Daha açık söyleyelim:

Evren Tezcan Dalbel Yönetim Kurulu Başkanlığı görevinden ayrıldıysa, bir personelin işe alınması konusunda neden hâlâ onun onayı aranıyordu?

Ve eğer son karar yine Belediye Başkanı’nın onayına bağlıysa, Dalbel Yönetim Kurulu Başkanı ve yönetiminin personel alımındaki yetki ve sorumluluğu nedir?

İbrahim İlhan, D.T.’nin kendisine Hüsnü Sarı tarafından gönderildiğini doğruladı. D.T.’yi geçmişten tanıdığını ve kendisiyle görüştüğünü de anlattı…

İlhan’ın anlattığına göre daha sonra D.T. belediyeye çağrıldı…

D.T.’nin anlatımına göre yapılan görüşmede İbrahim İlhan, Hüsnü Sarı, Dalbel’in eski yönetim kurulu üyesi Özlem Tozel ve bir kadın meclis üyesi bulunuyordu…

D.T., Belediye Başkanı Evren Tezcan’ın bu görüşmede olmadığını özellikle belirtiyor…

Görüşmede kendisine çeşitli sorular yöneltildiğini anlatan D.T., hangi programları bildiği, muhasebe bilip bilmediği ve bazı işleri yapıp yapamayacağı konusunda sorular sorulduğunu söylüyor…

D.T.’nin anlatımına göre görüşme bir noktada adeta sorguya dönüştü. Hatta Hüsnü Sarı’nın görüşmenin bu şekilde geçmesinden dolayı kendisinden özür dilediğini aktarıyor…

Ardından kendisine:

“Size haber vereceğiz.”

denildi…

Fakat beklediği haber gelmedi…

Aynı gün Dalbel’den bir personel D.T.’yi aradı ve işe alınmadığını bildirdi…

Bir gün önce kendisine “Yarın başla” denilen D.T., ertesi gün yapılan görüşmenin ardından işe alınmadı…

Ancak İbrahim İlhan’ın bu görüşmeyle ilgili anlattıkları, D.T.’nin anlatımından farklı…

İbrahim İlhan bana, D.T.’nin Belediye Başkanı Evren Tezcan’ın karşısına çıktığını ve Başkan Tezcan’ın kendisine:

“Muhasebe biliyor musun?”

diye sorduğunu anlattı…

İlhan’ın aktarımına göre D.T. de muhasebe bilmediğini söyledi. Bunun üzerine kendilerine muhasebe bilen bir personel gerektiği ifade edildi…

D.T. ise bu anlatımı kabul etmiyor…

Bana, söz konusu görüşmede Belediye Başkanı Evren Tezcan’ı hiç görmediğini söyledi…

Başkan Tezcan’la görüşmesinin yaklaşık bir hafta sonra gerçekleştiğini anlatan D.T., bir hafta sonra Belediye Başkanı’nın yanına giderek yaşadıklarını anlattığını belirtiyor…

D.T.’nin iddiasına göre Tezcan da kendisine bu süreçten haberdar olmadığını söyledi…

Böylece aynı olayın devamına ilişkin iki farklı anlatım ortaya çıkıyor…

İbrahim İlhan, D.T.’nin Belediye Başkanı ile görüştüğünü ve kendisine muhasebe bilgisi sorulduğunu anlatıyor…

D.T. ise o görüşmede Belediye Başkanı’nın bulunmadığını, Tezcan’la ancak yaklaşık bir hafta sonra görüştüğünü söylüyor…

Ben burada kimin doğru, kimin yanlış söylediğine hüküm vermiyorum…

Ancak bu farklı anlatımın da açıklığa kavuşması gerektiğini düşünüyorum…

Çünkü olayın başlangıcında D.T.’ye bir gün önce “Yarın başla” deniliyor…

Sonra yeniden görüşmeye çağrılıyor…

Ardından işe alınmadığı bildiriliyor…

Ve bütün bunların üzerine, olayın nasıl gerçekleştiğine ilişkin iki farklı anlatım ortaya çıkıyor…

D.T. yaşadıklarının ardından yaşadığı şaşkınlığı bana şu sözlerle anlattı:

“Ben nasıl bir piyesin içine düştüm, nasıl bir tiyatronun içine düştüm?”

İşte ben de tam burada duruyorum…

Çünkü benim derdim D.T.’nin işe alınıp alınmaması değil…

Benim açımdan asıl mesele, bir belediye iştirakinde personel kararlarının nasıl alındığı ve yetkinin kimde olduğu…

Burada bir noktayı da özellikle belirtmek istiyorum…

Geçtiğimiz günlerde yaptığım bir haberde Hüsnü Sarı’nın sahada yaptığı çalışmaları ve gösterdiği çabayı kamuoyuna aktardım. Çünkü gördüğüm ve doğru olduğuna inandığım bir çalışmayı yazmak benim gazetecilik görevimdir. Bugün ise yine aynı gazeteci olarak, bu dosyada ortaya çıkan ve cevap bekleyen noktaları eleştiriyorum…

Bizim hiçbir kurum, kuruluş ya da kişiyle maddi veya manevi bir menfaat ve çıkar ilişkimiz yoktur. Kim olursa olsun, hangi makamda bulunursa bulunsun bizim için değişen bir şey yok. İyi yapılan bir iş varsa onu da kamuoyunun önüne getiririz, eleştirilmesi gereken bir durum varsa onu da kamuoyunun önüne getiririz…

Konu neyse, gerçek neyse, doğru neyse ben onu yazarım…

Dün Hüsnü Sarı’nın yaptığı çalışmaları yazmış olmam, bugün yaşananları sorgulamama engel değildir. Tam tersine, gazetecilik tam olarak budur…

Şimdi gelelim asıl meseleye…

Bir belediye iştirakinde bir kişiye “yarın işe başla” denilecek kadar kesin bir karar nasıl alınıyor?

Ertesi gün ne değişiyor?

Bir gün önce işe başlayacağı söylenen kişi neden yeniden görüşmeye çağrılıyor?

Kararı kim veriyor?

Kararı kim değiştiriyor?

Ve daha önemlisi, eğer Belediye Başkanı’nın gerçekten bu süreçten haberi yoksa…

ORTACA BELEDİYESİ’Nİ KİM YÖNETİYOR?

Bir başka ayrıntı daha var.

Dalbel Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini daha önce Belediye Başkanı Evren Tezcan yürütüyordu. Tezcan bu görevinden istifa etti. Özlem Tozel de Dalbel yönetim kurulu üyeliğinden istifa etti…

Buna rağmen D.T.’nin anlattığı görüşmede Özlem Tozel’in de bulunduğu belirtiliyor…

Şimdi insan ister istemez soruyor:

Dalbel yönetim kurulu üyeliğinden istifa etmiş bir isim, şirketin sorumlu müdür adayının görüşmesinde hangi sıfatla bulunuyordu?

Ben bunun cevabını vermiyorum.

Soruyorum…

Çünkü vatandaşın bilmesi gereken yalnızca kimin işe alındığı değil…

Kim karar veriyor?

Hangi yetkiyle karar veriyor?

Ve alınan kararın arkasında kim duruyor?

Benim gazeteci olarak sorduğum soru bu.

Şimdi başta Hüsnü Sarı ve İbrahim İlhan olmak üzere, bu sürecin içinde bulunanların ortaya çıkan bu tabloyu kamuoyuna açıklamasını bekliyorum…

BU NASIL BİR PİYES, NASIL BİR TİYATRO?

KAMUOYUNA AÇIKLAYIN…

Makale / Haber : Dedektif Gazeteci