Bir belediye başkanını tanımak için makam odasına girmek gerekmez.
Sabah işe giderken kullanılan yola bakmak yeterlidir.
Yağmur yağdığında su biriken sokaklara bakmak yeterlidir.
Parkta oynayan çocuklara, pazardaki esnafa, belediye kapısında bekleyen vatandaşa bakmak yeterlidir.
Çünkü bir belediye başkanı aslında yaptığı açıklamalarla değil, yaşattığı şehirle tanınır.
Belediye başkanlığı bir unvan değildir.
Bir ayrıcalık değildir.
Bir emanet görevidir.
O nedenle bir belediye başkanının başarısı da sosyal medyadaki beğeni sayılarıyla, kesilen kurdelelerle ya da protokol masalarındaki alkışlarla ölçülemez.
Gerçek ölçü, vatandaşın günlük hayatında hissedilen hizmettir.
Bir belediye başkanı adaletli olmalıdır.
Kendisine oy verenin de vermeyenin de başkanı olmalıdır.
Vatandaşı siyasi görüşüne, yaşam tarzına veya düşüncesine göre ayırmamalıdır.
Çünkü belediye hizmetleri oy pusulasına göre değil, ihtiyaçlara göre yapılır.
Şeffaf olmalıdır.
Kullandığı her kuruşun hesabını verebilmelidir.
Çünkü harcadığı para kendi parası değil, milletin emanetidir.
Ulaşılabilir olmalıdır.
Vatandaşın arasına sadece seçim dönemlerinde karışan değil, görevi boyunca halkın içinde kalabilen bir yönetici olmalıdır.
Eleştiriden korkmamalıdır.
Çünkü eleştirinin olmadığı yerde gelişim olmaz.
Her eleştiriyi düşmanlık olarak görmek yerine, yaşadığı kentin nabzını gösteren bir işaret olarak değerlendirebilmelidir.
Temiz ve düzenli görünmelidir.
Bulunduğu makamın ciddiyetini temsil etmelidir.
Ancak bir belediye başkanının değeri giydiği takım elbisenin markasıyla ölçülmez.
Asıl mesele, ilçenin yıpranmış sorunlarını ne kadar onarabildiğidir.
Çünkü vatandaş için önemli olan ceketin ütüsü değil, hizmetin kalitesidir.
Veremeyeceği sözleri vermemelidir.
Verdiği sözleri de unutmamalıdır.
Çünkü seçim meydanlarında kurulan cümleler, seçim bittikten sonra da vatandaşın hafızasında yaşamaya devam eder.
Bir belediye başkanının başarısını sosyal medya hesapları ölçmez.
Açılış törenleri ölçmez.
Reklam panoları ölçmez.
O başarıyı sabah işine yetişmeye çalışan vatandaş ölçer.
Bozuk yolda aracını kullanan sürücü ölçer.
Ruhsat bekleyen esnaf ölçer.
Park isteyen çocuk ölçer.
Ulaşım bekleyen öğrenci ölçer.
Kısacası hayatın tam içindeki insanlar ölçer.
Çünkü belediye başkanları seçim günü sandıkta seçilir.
Ancak gerçek değerlendirme her sabah yeniden yapılır.
Bir sokakta…
Bir caddede…
Bir parkta…
Bir pazarda…
Bir kaldırımın üzerinde…
Hayatın olduğu her yerde…
Bu yazı herhangi bir kişiyi hedef almak için kaleme alınmadı.
Tam tersine, yerel yönetimlerin vatandaşın gözündeki karşılığını anlamak için bir fırsat sunuyor.
Şimdi söz sizde…
Yaşadığınız il veya ilçeyi belirterek belediye başkanınızın çalışmalarını değerlendirebilirsiniz.
Neleri başarılı buluyorsunuz?
Hangi konularda eksiklik görüyorsunuz?
Size verilen sözlerden hangileri yerine getirildi?
Hangi sorunlar hâlâ çözüm bekliyor?
Yorumlarınızı kişiler üzerinden değil, hizmetler üzerinden yapın.
Söylentilerle değil, yaşadığınız deneyimlerle değerlendirin.
Çünkü güçlü şehirler yalnızca yöneticilerin değil, düşüncesini medeni şekilde ifade eden vatandaşların da eseridir.
Biz isim vermiyoruz.
Biz taraf tutmuyoruz.
Biz sadece aynayı tutuyoruz.
O aynada kimi gördüğünüze ise siz karar verin.
Haber : Dedektif Gazeteci


