Ana Sayfa Arama Galeri Video
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya

SİZİN TURİZM ANLAYIŞINIZ BU KADAR MI?

Dalyan’da bir turizm sezonunu daha geride bıraktık. Şimdi yine aynı

Dalyan’da bir turizm sezonunu daha geride bıraktık. Şimdi yine aynı yakınmalar başladı. “Turizm olmadı, turist gelmedi, sezon kötü geçti!”

Peki kardeşim, turist gelmedi diyorsunuz da gelen turistin kıymetini ne kadar bildiniz? Gelen insanı memnun etmek için ne yaptınız? Yoksa bütün mesele, turistin cebinden ne kadar para çıkarabildiğiniz mi?

Yıllardır gazetecilik yapıyorum. Dalyan’da sokaktayım, esnafla konuşuyorum, turistlerle karşılaşıyorum, yaşananları gözlemliyorum. Gördüklerim ve duyduklarım bana şunu düşündürüyor: Dalyan’da turizmin sorunu yalnızca turist sayısı değil, bazı insanların turiste bakış açısı!

Geçtiğimiz günlerde Dalyan’da bir otelin mutfak sorumlusuyla sohbet ediyordum. Konu turizmden açılınca bana, “Buraya kaliteli turist gelmiyor.” dedi.

Ben de kendisine, “Kaliteden kastınız nedir?” diye sordum.

“Bahşiş bırakmıyorlar.” dedi.

İşte size turizme bakış açısının düşündürücü bir örneği!

Demek ki bazılarına göre kaliteli turist, bol bahşiş bırakan turistmiş!

Peki, bir insanın kalitesi cebindeki parayla mı ölçülür? Eğitimli, kültürlü, çevresine saygılı, tatilini kendi bütçesine göre yapan bir insan, yüksek bahşiş bırakmadığı için kalitesiz turist mi oluyor?

Kusura bakmayın ama böyle bir turizm anlayışı olmaz!

Bahşiş, turistin gönlünden koparsa verdiği bir teşekkürdür. Zorunluluk değildir. Turist zaten oteline, yemeğine, içeceğine, alışverişine para ödüyor. Bir de sizin beklediğiniz kadar bahşiş bırakmak zorunda mı?

Turist sizin bahşiş beklentinizi karşılamak için değil, tatil yapmak için geliyor!

Bir başka mesele ise yerli ve yabancı turist ayrımı.

Dalyan sokaklarında yürürken bazı işletmelerin önünden geçiyorum. Yabancı turist göründüğünde güller açıyor yüzlerde. “Hello, welcome!” Seslenmeler, gülümsemeler, içeri davet etmeler…

Güzel kardeşim, bunların hepsi güzel de aynı sokaktan yerli turist geçerken neden o güler yüzü göremiyoruz?

Yabancı turist görünce gülleriniz açıyor, yerli turist görünce sırtınızı dönüyorsunuz. Bu mu sizin turizm anlayışınız?

Türk turistin parası başka, yabancı turistin parası başka mı? Yoksa yabancı turistten daha fazla kazanabileceğinizi düşündüğünüz için mi bu ayrım?

Bir işletmenin kapısından giren herkes müşteridir. Türk’ü de İngiliz’i de Alman’ı da aynı saygıyı hak eder. Turizmde güler yüzün milliyeti olmaz!

Gelelim çok daha ciddi bir meseleye: Turistin güveni!

Dalyan’da iki turistin yaşadığı bir olaya bizzat şahit oldum. Anlattıklarına göre 14 günlük kiralık villa için önceden ödeme yapmışlar. Ellerinde ödeme dekontları da var. Ancak Dalyan’a geldiklerinde villaya yerleşememişler. Villayı kendilerine teslim etmesi gereken kişiye de ulaşamadıklarını söylediler.

Sonunda ne yaptılar biliyor musunuz? Jandarmaya giderek şikâyetçi olmak için karakoldan içeri girdiler. Gerisi ne oldu bilmiyorum.

Olayın bütün ayrıntıları ve karşı tarafın açıklaması henüz belli değil. Dolayısıyla kimseyi peşinen dolandırıcılıkla suçlamıyorum.

Ama ortada üzerinde durulması gereken ciddi bir mağduriyet iddiası var.

Şimdi soruyorum: Bu insanlar ülkelerine döndüklerinde Dalyan’ı nasıl anlatacaklar? “Harika bir tatil yaptık, seneye yine gidelim.” mi diyecekler, yoksa yaşadıkları olayı mı anlatacaklar?

Bir turistin güvenini kaybettiğinizde yalnızca bir müşteriyi kaybetmezsiniz. O turistin çevresine yapacağı tavsiyeleri, gelecek yıllardaki ziyaretlerini ve Dalyan’ın itibarını da riske atarsınız.

Sonra da oturup “Turist gelmiyor!” diye yakınırsınız.

İyi de kardeşim, gelen turistin güvenini sarsarsanız, kıymetini bilmezseniz, hatta fırsatını bulduğunuzda turisti fırsat kapısı olarak görürseniz, o turist neden bir daha gelsin?

Bir başka sorunumuz da turizm sektöründe çalışan personelin niteliği.

Turizm, yalnızca müşterinin önüne yemek koymak, içecek servis etmek veya oda anahtarı teslim etmek değildir. Turizm bir hizmet işidir. İletişim ister, bilgi ister, nezaket ister, meslek ahlakı ister.

Ama bazı işletmelerde turizmden anlayan da anlamayan da çalıştırılıyor. Yeterli eğitim verilmeden insanlar müşterinin karşısına çıkarılıyor. Her kafadan ayrı bir ses çıkıyor. Birinin söylediğini diğeri yalanlıyor. Hizmet anlayışı kişiden kişiye değişiyor.

Peki, bu insanlara turisti nasıl karşılayacaklarını, sorun yaşayan müşteriye nasıl yaklaşacaklarını, şikâyetleri nasıl çözeceklerini öğreten var mı?

Elbette herkes bir yerden başlayacak, herkes mesleğini öğrenerek geliştirecek. Ancak işletmecinin de sorumluluğu var. Personeli işe almakla iş bitmiyor. Eğitimini vereceksiniz, denetleyeceksiniz, müşteriye nasıl davranıldığını takip edeceksiniz.

Turizm sektöründe çalışmakla turizmci olmak aynı şey değildir!

Burada bütün Dalyan esnafını aynı kefeye koymuyorum. İşini dürüstçe yapan, müşterisine saygı gösteren, kaliteli hizmet sunan, yıllardır emeğiyle ayakta duran işletmelerimiz var. Onların emeğini de görmezden gelemeyiz.

Benim sözüm, turistin cebindeki parayı hizmet kalitesinden daha fazla önemseyenlere!

Elbette Dalyan turizminin bütün sorumluluğunu esnafın sırtına yüklemek de doğru olmaz. Yerel yönetimlerin de bu işte önemli görevleri var.

Altyapı, temizlik, çevre düzenlemesi, ulaşım, tanıtım, ortak kullanım alanları ve turistin ihtiyaç duyduğu hizmetler… Bunlar olmadan turizm gelişir mi?

Sezon başladığında turist beklemek kolay. Önemli olan sezon başlamadan hazırlıkları tamamlamak, eksikleri gidermek ve Dalyan’ı gelen insanların yeniden görmek isteyeceği bir yer hâline getirmek.

Dalyan’ın doğası güzel, konumu güzel, turizm potansiyeli tartışılmaz. Ama yalnızca doğal güzelliklere güvenerek turizm yapılmaz. İnsanların buradan nasıl ayrıldığı da en az neden geldiği kadar önemlidir.

Şimdi sezonun kötü geçtiğinden yakınanlara birkaç sorum var:

Gelen turisti nasıl karşıladınız?

Yerli ve yabancı turiste aynı saygıyı gösterdiniz mi?

Aldığınız paranın karşılığında nasıl bir hizmet sundunuz?

Turistin güvenini kazanmak için ne yaptınız?

Memnun ayrılıp gelecek yıl yeniden gelmesini sağlayabildiniz mi?

Bu sorulara cevap vermeden bütün suçu turist azlığına bağlamak bana pek inandırıcı gelmiyor.

Elbette turizmi etkileyen ekonomik şartlar, ulaşım maliyetleri, döviz hareketleri ve uluslararası gelişmeler var. Bunları yok saymıyorum. Ancak bizim kendi yanlışlarımızı da görmemiz gerekiyor.

Ben Dalyan’da yaşayan, sokakta olup bitenleri gözlemleyen bir gazeteci olarak gördüklerimi yazıyorum. Kimseyi kırmak veya bütün esnafı suçlamak gibi bir derdim yok. Ama yanlış gördüğüm anlayışı da görmezden gelemem.

Artık şu gerçeği kabul edelim: Turist, cebindeki paradan ibaret değildir!

Turist gelir, tatilini yapar, bütçesi ölçüsünde harcamasını yapar ve gider. Önemli olan giderken arkasından ne bıraktığı değil, yanında nasıl bir Dalyan hatırası götürdüğüdür.

Ve son olarak soruyorum:

DALYAN’DA GERÇEKTEN TURİST Mİ AZ, YOKSA GELEN TURİSTİN KIYMETİNİ BİLMEYENLER Mİ ÇOK?

Çünkü turizmde asıl kazanç, turistin bıraktığı bahşiş değil, gelecek yıl yeniden Dalyan’a gelmesidir.

Makale / Haber: Dedektif Gazeteci Ali ERTURAN
Uluslararası Gazeteciler Delegasyonu Genel Başkanı