Ana Sayfa Arama Galeri Video
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya
Dedektif Gazeteci
Dedektif Gazeteci

Saf Olma, Gözünü Aç

Otizmdeki bilinçsizlik, tehlikeli bir rant kapısını aralıyor.

Son dönemde sosyal medyada “otizmli çocuklara özel eğitim”, “erken tanı desteği”, “bilimsel otizm terapisi” gibi başlıklarla yüzlerce reklam karşımıza çıkıyor. Eminim siz de bu tür içeriklere denk geliyorsunuzdur.
Ancak bu reklamların büyük bir kısmı, gerçekte ne otizmi anlamış ne de bu alanda yetkinliği olan kişiler tarafından hazırlanıyor…

Otizm, eğitimcilerin ve ailelerin büyük bölümünün hâlâ yeterince kavrayamadığı, çok hassas ve çok yönlü bir gelişim farklılığıdır. Ne yazık ki bazı kişiler, “özel eğitimciyim” diyerek toplumun güvenini suistimal ediyor. Üniversitelerin özel eğitim bölümlerinden mezun olmuş olsa bile, davranışlarıyla, yaklaşımıyla ve bilgisizliğiyle bu sorumluluğun altını dolduramayan çok sayıda örnekle karşılaşıyoruz. Buna rağmen, bu kişilerin bazıları hâlâ kamu kurumlarında veya özel merkezlerde görev yapmaya devam ediyor…

Otizm, hem bilimsel hem de insani anlamda derin bir konudur. Ailelerin bilinçlenmesi ise hâlâ istenen düzeyde değildir. Ancak farkındalık yavaş yavaş artıyor.
Bugün yapılan uluslararası araştırmalara göre, ABD Minnesota Üniversitesi’nin 2024 yılında açıkladığı bir çalışmada, 8 yaşındaki her 28 çocuktan birinin (yüzde 3,6) otizm spektrumunda olduğu tespit edilmiştir (ici.umn.edu).
Benzer şekilde ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (CDC) de 2022 raporunda bazı bölgelerde her 31 çocuktan birinde otizm görüldüğünü belirtmiştir (cdc.gov).
Türkiye’de ise Tohum Otizm Vakfı’nın yayımladığı raporlarda, bu konuda yapılmış geniş çaplı saha çalışması bulunmadığı, dolayısıyla kesin bir oranın verilemediği ifade edilmektedir (tohumotizm.org.tr).

Bu tablo bize, otizmin hızla artan bir farkındalık ve aynı zamanda ticari rant konusu haline geldiğini açıkça gösteriyor.
Artık birçok kişi, bu hassas alanı “kolay kazanç” olarak görmeye başladı.
Evet, mesleğini layıkıyla yapan özel eğitimciler ve hekimler elbette var. Ancak dürüst olalım: sayıları çok az.
Bugün birçok kişi “özel eğitim uzmanı” unvanını internetten aldığı kısa süreli bir sertifikayla kullanıyor. Ne bilimsel alt yapıları var, ne de çocuk psikolojisine dair gerçek bir bilgileri.
Bazıları, tıbbi terimleri kullanarak güven kazanıyor; bazıları ise “hızlı gelişim” veya “garantili eğitim” vaadiyle ailelerin umudunu sömürüyor…

Ailelerin “denize düşen yılana sarılması” durumu da tam burada başlıyor. Çünkü konu evlat olunca, ebeveyn her yolu denemeye razı oluyor.
Oysa, yanlış ellere teslim edilen bir çocuk sadece zaman değil, gelişim potansiyelini de kaybediyor…

Kısa süre önce basına da yansıyan “Özel Mor Menekşe Bakım Merkezi” skandalı, bu gerçeği bir kez daha gözler önüne serdi. Adli tıp raporlarıyla belgelenen olayda, otizmli bir bireyin fazla doz verilerek hayatını kaybettiği iddia edildi. Bu tür olaylar, denetimsiz kurumların nelere yol açabileceğini açıkça ortaya koyuyor.

Bu nedenle aileler dikkatli olmalı.
Bir özel eğitim merkezine, terapiste veya hekime gitmeden önce mutlaka araştırma yapın.
Çocuğunuzu teslim edeceğiniz kişi gerçekten bu alanda eğitim almış mı?
Referansları kim?
Hangi kurumdan sertifika almış, hangi yöntemleri uyguluyor?
Bunların her biri hayati sorulardır.

Otizmli bireylerin gelişimi, bilimsel temelli eğitim ve etik değerlere sahip profesyonellerin elinde şekillenir. Bu yüzden “güler yüzlü” ya da “tatlı dilli” olmak yeterli değildir.
Gerçek uzmanlık, bilgiyle, deneyimle ve vicdanla ölçülür.

Unutmayın:
Otizm, bir ticaret değil; bir yaşam mücadelesidir.
Çocuğunuzun geleceğini, sahte vaatlerle dolu reklamların değil, alanında yetkin eğitimcilerin ve hekimlerin ellerine bırakın.
Saf olma, gözünü aç.
Araştır, sorgula, emin ol. Çünkü bu yolda geri dönüş yoktur… 07.10.2025

Ali ERTURAN / Dedektif Gazeteci

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

SON HABERLER