Muğla’nın Ortaca ilçesinde nar hasadı devam ederken, bu yıl ortaya çıkan tablo üreticiyi düşündürüyor. Geçen yıla göre rekoltenin yaklaşık yüzde 25 düştüğü, ürün kalitesinde de genel bir gerileme yaşandığı belirtiliyor. Hava koşullarının etkisiyle dalında çatlayan narlar ve düşük alım fiyatları üreticiyi zorlarken, halde 14–15 liradan alınan birinci sınıf narın marketlerde 80–90 liraya kadar satılması dikkat çekiyor.
Muğla’nın önemli nar üretim merkezlerinden Ortaca’da ve bağlı mahallelerinde hasat devam ediyor. Ancak bu yıl üreticinin yüzü pek gülmüyor. Bir tarafta azalan ürün miktarı, diğer tarafta geçen yılın gerisinde kalan kalite ve üreticinin beklentilerini karşılamayan alım fiyatları… Aylar boyunca bahçesine emek veren, ağacını sulayan, gübreleyen, ilaçlayan ve hasat zamanını bekleyen üretici, şimdi bütün bu emeğinin karşılığını alıp alamayacağını düşünüyor…

Nar piyasasındaki son durumu öğrenmek amacıyla görüştüğümüz, Ortaca Hali’nde faaliyet gösteren Sivas Birlik Tedarik firması çalışanı Vehbi Altunoğlu, bölgedeki nar üretimine ilişkin dikkat çekici bilgiler verdi.
Üreticilerden nar alımı yapan firmada görevli Altunoğlu’nun piyasa gözlemlerine göre, bu yıl Ortaca ve çevresinde nar rekoltesi geçen yıla kıyasla yaklaşık yüzde 25 azaldı. Üstelik sorun yalnızca üretim miktarındaki düşüşle sınırlı değil. Narların genel kalitesinde de geçen yıla göre belirgin bir gerileme yaşandığı ifade ediliyor.
Elbette bu yıl da kaliteli nar yetiştiren üreticiler bulunuyor. Ancak Altunoğlu’nun bölgedeki alımlara dayanan değerlendirmesi, genel kalite seviyesinin geçen yılın gerisinde kaldığı yönünde…

Peki, fiyatlar ne durumda?
Altunoğlu’nun verdiği bilgilere göre, iri, parlak, canlı ve diri görünümlü, kabuğunda çatlak ya da leke bulunmayan, birinci sınıf olarak değerlendirilen narlar kilogramı 14–15 liradan alıcı buluyor. Kabuğunda çatlak bulunan narlar ise meyve suyu üretiminde değerlendirilmek üzere kilogramı 7 liradan alınıyor.
Yani aynı bahçede yetişen, aynı suyla sulanan, aynı gübreyle beslenen ve aynı üreticinin emeğiyle büyüyen narlar, hasat sonrasında iki farklı fiyatla karşılaşıyor. Bir kilogramı 15 liradan alıcı bulabilen kaliteli narın yanında, çatlak olan narın kilogramı 7 liraya kadar düşüyor.

Üstelik üreticinin karşı karşıya kaldığı sorun yalnızca fiyat farklılığı değil.
Bu yıl yaşanan hava koşulları da nar üretimini olumsuz etkileyen faktörler arasında gösteriliyor. Altunoğlu, gündüz sıcaklıklarının yüksek, gece sıcaklıklarının ise düşük seyretmesinin narların dalında çatlamasında etkili olduğunu belirtiyor. Geçtiğimiz günlerde bölgede etkili olan kuvvetli yağışların da narların çatlamasını artırdığını ifade ediyor.
Hava koşullarının nar üzerindeki etkisine ilişkin bu değerlendirmeler, yaşanan kalite kaybının nedenlerinin tarımsal açıdan da incelenmesi gerektiğini ortaya koyuyor.

Çünkü dalında çatlayan her nar, üretici açısından önemli bir gelir kaybı anlamına gelebiliyor. Birinci sınıf olarak satılabilecek ürünün çatlaması, kilogram başına alınabilecek bedeli neredeyse yarıya düşürüyor.
Ancak Altunoğlu’nun aktardığı bilgiler arasında, fiyatlardan ve rekoltedeki düşüşten daha fazla düşündüren bir ayrıntı bulunuyor.
Nar üreticisinin düşük fiyatlar nedeniyle artık ağaçlarını kesecek noktaya geldiğini belirtiyor.

İşte üzerinde durulması gereken asıl mesele de burada başlıyor.
Bir üretici neden yıllarca emek vererek büyüttüğü, bakımını yaptığı, ürün almak için beklediği nar ağacını kesmeyi düşünsün?
Bir ağacın yetişmesi, verime ulaşması ve üreticiye gelir sağlaması yıllar alırken, o ağacın kesilmesini düşündürecek kadar ağırlaşan ekonomik koşullar ne anlama geliyor?
Üstelik bu yıl rekoltenin yaklaşık yüzde 25 azaldığı belirtiliyor. Normal şartlarda ürün miktarındaki azalma fiyatları yukarı yönlü etkileyebilecek bir gelişmeyken, Ortaca’da üreticinin düşük fiyatlardan yakınması dikkat çekiyor.
Peki, üretim azalmasına rağmen nar fiyatları neden üreticinin beklentilerini karşılamıyor? Ürün kalitesindeki gerileme, alım fiyatlarını ne ölçüde etkiliyor? Nar üreticisinin bir kilogram ürün için yaptığı gerçek harcama ne kadar?

Gübre, ilaç, sulama, elektrik, işçilik, bahçe bakımı, hasat ve nakliye giderleri hesaplandığında üreticinin elinde ne kalıyor?
Bir başka dikkat çekici konu ise narın üreticiden tüketiciye ulaşana kadar geçirdiği fiyat değişimi.
Ortaca Hali’nde birinci sınıf narın kilogramı 14–15 liradan alınırken, marketlerde 80–90 liradan, semt pazarlarında ise 60–70 liradan satışa sunuluyor.
Rakamlar arasındaki fark oldukça dikkat çekici.
Kilogramı 15 liradan alınan narın markette 90 liraya satılması, alış fiyatıyla satış fiyatı arasında tam 75 liralık fark bulunduğunu gösteriyor. Başka bir ifadeyle marketteki etiket fiyatı, haldeki alım fiyatının altı katına kadar çıkabiliyor.
Elbette ürünün taşınması, depolanması, paketlenmesi, satış sırasında oluşan fire, işletme giderleri ve vergiler gibi maliyetler bulunuyor. Ancak bütün bu giderler hesaba katıldığında ortaya çıkan fiyat farkının ne kadarının maliyetlerden kaynaklandığı, ne kadarının ticari kazanç olarak kaldığı da açıklığa kavuşturulması gereken bir konu.

Üretici narını 15 liradan satarken tüketici aynı ürün için 90 lira ödüyorsa, bu fiyat farkının oluşumunu sorgulamak gerekmez mi?
Bir tarafta emeğinin karşılığını almakta zorlanan üretici, diğer tarafta meyve satın alırken bütçesini hesaplamak zorunda kalan tüketici…
Peki, bu tablodan kim ne kadar kazanıyor?
Ortaca ve çevresinde nar üretimi yalnızca bir tarımsal faaliyet değil, birçok ailenin geçim kaynağı. Üreticinin kazancı, bölgedeki tarımsal üretimin devamlılığı açısından da büyük önem taşıyor.

Bu nedenle yaşanan sorunların yalnızca bir hasat döneminin fiyat tartışması olarak görülmemesi gerekiyor. İl ve ilçe tarım müdürlüklerinin, ziraat odalarının, üretici birliklerinin ve ilgili kuruluşların rekolte, kalite kaybı, üretim maliyetleri ve üreticinin karşı karşıya kaldığı ekonomik koşulları değerlendirmesi önem taşıyor.
Çünkü bugün düşük fiyatlar nedeniyle nar ağacını kesmeyi düşünen üreticinin yarın ne yetiştireceği, hatta üretime devam edip etmeyeceği ciddi bir soru işareti.
Ortaca’da nar hasadında ortaya çıkan tablo, yalnızca bu yılın ürününü ve fiyatlarını değil, nar üretiminin geleceğini de düşündürüyor.
Asıl mesele, üreticinin o ağaçları kesmeyi düşünmesine neden olan şartları bugün değiştirebilmek.
ÜRETİCİ BİR GÜN NAR AĞAÇLARINI KESMEYE BAŞLARSA, O AĞAÇLARIN YERİNE NE DİKECEĞİMİZİ Mİ KONUŞACAĞIZ, YOKSA BUGÜNDEN ÜRETİCİNİN SORUNLARINA ÇÖZÜM MÜ ARAYACAĞIZ?
Haber / Makale: Dedektif Gazeteci Ali ERTURAN
Uluslararası Gazeteciler Delegasyonu Genel Başkanı


