Ana Sayfa Arama Galeri Video
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya
Dedektif Gazeteci
Dedektif Gazeteci

Ortaca’da Fısıltılar Çığlığa Dönüşüyor

Sevgili okurlar,

Ortaca, Dalyan ve Sarıgerme gibi lokomotif mahalleleriyle yalnızca turizmdeki ağırlığıyla konuşulması gereken bir kentken, ne yazık ki son günlerde güzellikleriyle değil; belediye yönetimi, iddialar ve suskunluklarla anılır hale geldi. Turizmin kalbi olması gereken bir ilçenin, kulis dedikoduları ve cevapsız sorularla gündeme gelmesi, hepimiz adına düşündürücü değil mi?

Ortaca Belediyesi iştiraki olan DAL-BEL A.Ş. etrafında uzun süredir dolaşan iddialar artık fısıltı olmaktan çıkmış, açık açık kamuoyuna taşınmıştır. İbrahim İlhan’ın kendi kişisel sosyal medya hesabından yaptığı ve herkesin erişimine açık paylaşımlarda, DAL-BEL Yönetim Kurulu Başkanlığı görevinden sert ifadelerle istifa ettiğini açıklaması, “küçük bir grubun iş yapmasını engellediğini” dile getirmesi, bu sürecin ilk ciddi kırılma noktalarından biri olmuştur. Ardından eski bir çalışanın, tesiste A’dan Z’ye entrikalar döndüğü ve şirket kasasından usulsüz para çıkışları olduğu yönündeki iddialarla CİMER’e şikâyette bulunduğu bilgisi kamuoyuna yansımıştır. Bunlar sıradan söylentiler değil, resmi mercilere taşınmış ciddi iddialardır…

Üstelik bu iddialar kâğıt üzerinde kalmamış, devletin ilgili kurumları tarafından da dikkate alınmıştır. CİMER’e yapılan başvurunun ardından, Muğla İl Jandarma Komutanlığı’ndan iki rütbeli personelin Ortaca’ya gelerek iddialar hakkında bilgi aldığı, konunun araştırılması amacıyla temaslarda bulunduğu öğrenilmiştir. Bununla da yetinilmemiş, Ortaca Kaymakamlığı’nın eski DAL-BEL çalışanından iddialarını yazılı olarak yeniden talep ettiği, söz konusu iddiaların resmi makamlara yazılı şekilde sunulduğu bilgisi kamuoyuna yansımıştır. Devamında ise SGK tarafından eski çalışana yazı gönderildiği ve iddialar kapsamında soru-cevap şeklinde resmi 6 sayfa ifadesinin alındığı bilgisi ulaştı bana.

Yani tablo şudur sevgili okurlar: Bir belediye iştirakiyle ilgili ortaya atılan iddialar, jandarma tarafından ciddiye alınıp sahaya inilerek incelenmiş, kaymakamlık tarafından yazılı beyan istenmiş, SGK tarafından da resmi ifade süreci işletilmiştir. Devletin ilgili kurumları bu iddiaları önemseyip adım atarken, sanki DAL-BEL Ortaca Belediyesi’nin iştiraki değilmiş gibi, belediye cephesinden tek bir somut adımın atılmaması ise kamuoyunda ciddi bir soru işareti doğurmaktadır…

Bununla da sınırlı kalmayan süreçte, beni telefonla arayan ve etkili-yetkili konumda olduğunu belirten bir kişinin, DAL-BEL’de yaşananların büyük bölümünün doğru olabileceğini, çalışanlarla bizzat konuştuğunu ve 4-5 milyon liralık bir meblağın kaybolmuş olabileceğinin tahmin edildiğini ifade etmesi, meselenin ciddiyetini daha da artırmaktadır. Elbette bu ifadeler bir iddiadır; ancak böylesi iddiaların varlığı bile, kamu adına şeffaf ve ciddi bir incelemeyi zorunlu kılmaz mı?

Tüm bu iddialar, şikâyetler ve resmi süreçler ortadayken, Ortaca Belediye Başkanı Sayın Evran Tezcan’ın neden kamuoyunu aydınlatan net bir açıklama yapmadığı sorusu ister istemez sorulmaktadır. İlçede kahvehanelerde, sokaklarda, ev sohbetlerinde bu konular konuşulurken, belediye yönetiminin sessiz kalması, belirsizliği ve güvensizliği daha da derinleştirmektedir. CHP İlçe Başkanı Mehmet Güzel’in DAL-BEL sorumlu müdürüyle samimi fotoğraflar paylaşması, Başkan Tezcan’ın 4 Aralık günü Kral Çay Bahçesi’nde aynı isimle bir araya geldiği yönündeki iddialar da bu sessizlik ortamında farklı yorumlara yol açmaktadır. Doğru ya da yanlış; bu görüntüler ve iddialar kamuoyunda “neden araştırılmıyor?” sorusunu daha da yüksek sesle sorduruyor…

Kimse peşin hüküm verilmesini istemiyor. Kimse “şu kişi suçludur” demiyor. Talep edilen şey çok net ve çok makul: Bu kadar iddia varken, neden bağımsız ve şeffaf bir araştırma yapılmıyor? Neden geçici bir görevden alma ile sürecin sağlıklı yürütülmesi sağlanmıyor? Eğer ortada bir suç yoksa, yapılacak inceleme bunu zaten ortaya koyacaktır. Eğer bir yanlışlık varsa, bunun da hukuk önünde hesabı sorulmalıdır. Kamu kaynaklarının, kamu vicdanının ve çalışanların onurunun korunması tam da bunu gerektirir…

Ortaca Belediye Başkanı Sayın Evran Tezcan’a halk arasında sıkça kullanılan bir atasözünü hatırlatmak isterim: “Kızını dövmeyen dizini döver.” Bu söz, zulmü değil; zamanında önlem almanın, sorumluluk üstlenmenin önemini anlatır. Bugün görmezden gelinen her iddia, yarın çok daha ağır bir hesaplaşmaya dönüşebilir. Yönetmek, yalnızca törenlere katılmak ya da fotoğraf vermek değildir; yönetmek, zor sorularla yüzleşmeyi de gerektirir…

Nitekim kaçak yapılar konusunda yaşanan süreç de hâlâ hafızalardadır. Uzun süre duyarsız kalındığı düşünülen bu meselede, ancak bakanlığın devreye girmesiyle harekete geçilmiş, sonuç ise plansızlık ve fiyasko olmuştur. Yıkımların gariban vatandaşların evlerinden başlaması, bir konteyner yıkılıp sürecin askıya alınması, Ortaca’da “adalet” algısının daha da zedelenmesine neden olmuştur…

Sevgili okurlar, herkes her şeyi biliyor ama kimse yüksek sesle konuşmuyor. Herkes kendi arasında fısıldıyor, ama kamu adına sorumluluk taşıyanların sessizliği dikkat çekiyor. Ortaca Belediyesi’nin işleyişinde bir sorun olup olmadığı, Belediye Başkanı’nın kurum üzerindeki etkinliği, bugün ilçede en çok konuşulan konular arasında. Bu sorular cevapsız kaldıkça, iddialar daha da büyüyor, söylentiler daha da kök salıyor.

Ortaca, kaderi belirsizliklere bırakılacak bir ilçe değildir. Kamuoyunun beklentisi nettir: Şeffaflık, hesap verebilirlik ve cesaret. Bu beklenti karşılanmadığı sürece, bu dosya kapanmaz; aksine her geçen gün daha da ağırlaşır. Unutulmamalıdır ki suskunluk bazen en yüksek itiraf olarak algılanır. Ve gün gelir, bugün sorulmayan sorular, yarın çok daha sert bir şekilde sorulur… Sevgiyle Kalın

Ali ERTURAN / Dedektif Gazeteci

dedektifgazeteci@gmail.com

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

SON HABERLER