Ortaca’da bugün Türk Polis Teşkilatı’nın 181. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen resmi törende dikkat çeken bir görüntü vardı. Tören alanına karşıdan bakıldığında, sağ tarafta toplu halde duran ve kırmızı yelekleriyle öne çıkan bir grup dikkat çekti. Bu grubun Ortaca’daki bazı mahalle muhtarları olduğu görüldü… Devlet töreninde yelek giymeyen muhtarlarımıza bir sözüm yok…
Muhtarların üzerinde bulunan kırmızı yeleklerin Muğla Büyükşehir Belediyesi tarafından yaptırıldığı ve bölgedeki mahalle muhtarlarına dağıtıldığı biliniyor. Ancak burada asıl tartışılması gereken konu, bu yeleklerin bir resmi devlet töreninde topluca giyilmiş olmasıdır…
Ben bu görüntüye bakınca ister istemez şu soruyu soruyorum:
Seçim bittiğine göre, muhtarlar bugün itibarıyla Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tarafsız yerel idare temsilcileri midir, yoksa bir belediyenin sembolik uzantısı gibi mi hareket etmektedir?
Şunu özellikle ve açıkça ifade etmek isterim:
Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin bu tür desteklerini sakıncalı görmüyorum. Aksine, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın çalışmalarını takdir eden bir gazeteciyim. Yapılan hizmetleri ve sahaya dokunan uygulamaları olumlu bulan biriyim. Bu yeleklerin dağıtılması da kendi başına bir problem değildir…
Hiç kimsenin kişisel tercihine karışmak gibi bir niyetim yok. Muhtarlar bu yelekleri günlük hayatlarında, sahada, vatandaşla temas ederken elbette giyebilir. Bu onların kendi tercihidir. Ancak konu bir resmi devlet töreni olduğunda iş değişir…
Çünkü muhtarlık makamı; 4541 sayılı Muhtarlık Kanunu ve 5393 sayılı Belediye Kanunu çerçevesinde değerlendirildiğinde, seçilmiş olmakla birlikte kamu görevi yürüten ve mahalleyi temsil eden bir makamdır. Muhtarlar belediyeye bağlı bir personel değildir; devlet ile vatandaş arasında köprü vazifesi gören, idari anlamda bağımsız ve tarafsız hareket etmesi gereken kamu temsilcileridir…
Ayrıca kamu görevlilerine ilişkin genel etik ilkeleri düzenleyen 5176 sayılı Kanun ve ilgili yönetmelikler çerçevesinde, kamu hizmeti sunan kişilerin tarafsızlık, eşitlik ve kamuya güven verme yükümlülüğü bulunmaktadır. Muhtarlar da bu çerçevenin dışında değildir…
Devlet törenleri ise temsil niteliği yüksek, sembol dili güçlü organizasyonlardır. Bu tür törenlerde kullanılan kıyafetler, duruşlar ve verilen görüntüler doğrudan bir mesaj içerir. Protokol düzeninde her kurum kendi resmî kimliğiyle yer alır; bunun dışında kalan unsurların nötr olması beklenir…
Hal böyleyken, tüm muhtarların aynı renk ve aynı kurumsal logoyu taşıyan yeleklerle törene katılması şu soruyu beraberinde getiriyor:
Bu bir tesadüf mü, yoksa bilinçli bir tercih mi?
Eğer bilinçli bir tercihse, bu tercihle hangi mesaj verilmek istenmiştir?
Daha açık ve net soruyorum:
Siz muhtarlar burada toplu şekilde aynı yelekleri giyerek ve tören alanının sağ tarafında birlikte durarak topluma nasıl bir mesaj vermek istediniz?
Bu bir temsil duruşu mu, yoksa farkında olmadan verilen bir görüntü mü?
Ve bir diğer önemli soru:
Bu yelekleri toplu şekilde giymenizi kim önerdi?
Bu bir organizasyon muydu? Eğer öyleyse, bu organizasyonu kim yaptı?
Daha açık konuşmak gerekirse; bu görüntü kamuoyunda “Muhtarlar Büyükşehir Belediyesi ile özdeş bir duruş mu sergiliyor?” ya da “Siyasi bir aidiyet mi ima ediliyor?” gibi yorumlara kapı aralamaktadır. Oysa muhtarların en temel sorumluluğu, mahalledeki her vatandaşa eşit mesafede durmak ve tarafsızlığını korumaktır…
Benim burada altını çizmek istediğim şey şudur:
Bu bir suç isnadı değildir, ancak kamu görevine yakışan hassasiyetin sorgulanmasıdır.
Çünkü kamu görevinde algı, en az yapılan iş kadar önemlidir. Siz tarafsız olabilirsiniz ama verdiğiniz görüntü tarafsız görünmüyorsa, orada bir problem başlar…
Ortaca’daki bu törende ortaya çıkan tablo, muhtarların kendi içinde de değerlendirmesi gereken bir durumdur. Bu yelekler neden topluca giyildi? Kim önerdi? Bir organizasyon mu yapıldı? Yoksa spontane bir durum mu gelişti?
Bu soruların cevabı, sadece bir kıyafet meselesi değil; yerel yönetim kültürü ve kamu görevi bilinci açısından da önemlidir…
Muhtarlar bu toplumun en temel yapı taşlarından biridir. Bu yüzden attıkları her adım, verdikleri her görüntü, söyledikleri her söz daha fazla dikkat gerektirir. Resmi devlet törenlerinde ise bu hassasiyetin bir kat daha artması gerekir…
Ortaca’daki bu görüntü, belki küçük bir detay gibi görülebilir. Ama devlet ciddiyeti söz konusu olduğunda, bazen en küçük detaylar bile en büyük tartışmaları doğurur…
Haber : Dedektif Gazeteci



