Sevgili okurlar,
Köyceğiz ve Ortaca’da, özellikle turizm sezonu geldiğinde bu iki ilçede konserler düzenlenir, kermesler kurulur, paneller yapılır, toplantılar gerçekleştirilir. Meydanlar hareketlenir, afişler asılır, programlar ardı ardına açıklanır. Yani ortada bir çaba vardır; bunu inkâr etmek ne adil olur ne de doğru…
Ancak bir gazeteci olarak şu ayrımı yapmak zorundayım:
Etkinlik başka bir şeydir; etkinliklerin bir kültür merkezinde, kalıcı bir zeminde yapılması ise bambaşka bir şeydir…
Benim meselem konserle, kermesle ya da toplantıyla değil; bütün bunların neden bir kültüre dönüşemediğiyle ilgilidir. Çünkü yapılan her şey belli saatlerde başlıyor, bitiyor ve ertesi gün hafızalardan siliniyor. Geriye kalıcı bir mekân, süreklilik taşıyan bir üretim alanı, yaşayan bir kültürel hafıza kalmıyor…
Ortaca’ya baktığımda bu durum daha da ilginç bir hâl alıyor. Bildiğim kadarıyla Ortaca’da, belediye ölçeğinde, yıl boyu düzenli etkinlik üreten bir “kültür merkezi” niteliğinde bir mekân bulunmuyor. İlçede adı “kültür” olan en bilinen yer ise çay bahçesi işlevi gören Kültür Park. Park kötü mü? Hayır. İnsanlar nefes alıyor, sosyalleşiyor. Özellikle belli bir yaş grubunun çay eşliğinde memleket meselelerini konuşması açısından oldukça verimli bir alan…
Ama kabul edelim; adına baktığımızda ve içeriğine odaklandığımızda, bu parkın kültürle kurduğu bağ biraz… sembolik. Yani Ortaca’da kültür varsa, o da parkın adında, tabelada kalıyor…
Köyceğiz’e geldiğimizde tablo daha da sade. İlçede kültürün adını taşıyan bir yer dahi yok. Etkinlikler yapılıyor, evet. Ancak hepsi geçici mekânlarda, günü kurtaran çözümlerle gerçekleştiriliyor. Bugün var, yarın yok. Ne geriye kalan bir sahne var ne de kalıcı bir hafıza…
İşte tam da bu yüzden şunu söylüyorum:
Sorun etkinlik değil, altyapı yokluğudur…
Kültür bir konserle başlamaz, bir kermesle bitmez. Kültür; gençlerin üretebildiği, kadınların söz alabildiği, sivil toplumun bir araya gelebildiği, öğrencilerin kendini ifade edebildiği kalıcı mekânlarla oluşur. Kültür merkezleri tam da bu yüzden vardır. Çünkü kültür rastlantıyla değil, süreklilikle yaşar…
Turizm kenti olmak bu eksikliği örtmez; aksine daha da görünür kılar. Çünkü misafir ağırlayan kentler, kendi kimliğini kaybetmeye en müsait kentlerdir. Kültürü yalnızca sezonluk etkinliklere bırakırsanız, geriye sadece gürültü kalır; derinlik kalmaz…
Üstelik mesele yalnızca kültür-sanat başlığıyla da sınırlı değildir. Deprem gerçeğini konuşuyoruz, afetlere hazırlıktan bahsediyoruz, kriz anlarında koordinasyonun önemini vurguluyoruz. Peki böyle bir durumda ilçede toplanılacak, bilgilendirme yapılacak, halka güven verecek donanımlı bir kültür merkezi var mı?
Ne yazık ki yok…
Oysa kültür merkezi yalnızca kültürel değil, aynı zamanda kamusal güvenlik ve dayanışma alanıdır. Afet sonrası bilgilendirme toplantılarından psikososyal destek çalışmalarına kadar pek çok hayati işlevi vardır. Bugün kent konseyleri dahi sağlıklı çalışabilecekleri mekânlar bulmakta zorlanıyor. Ortaca Kent Konseyi, kendi ofisinde daracık bir alanda gençlere, kadınlara ve sivil topluma değer katmaya çalışıyor; imkânsızlıklar içinde büyük bir çaba gösteriyor…
Bu tablo bize şunu net biçimde söylüyor:
Köyceğiz ve Ortaca’da vizyon tavan yapmış olabilir; ancak bu vizyonu hayata geçirecek, görünür kılacak ve kalıcılaştıracak mekânsal altyapı ne yazık ki yoktur…
Ben kimseyi suçlamıyorum, yapılanları küçümsemiyorum. Ancak bir gerçeğin de altını çiziyorum:
Takvim dolu olabilir, ama kültür takvimle oluşmaz.
Sahne kurulabilir, ama kültür sahneyle sınırlı değildir.
Kalabalık toplanabilir, ama kültür kalabalıkla değil, kalıcılıkla büyür…
Konser bitiyor, ses dağılıyor.
Kermes kapanıyor, kalabalık çekiliyor.
Toplantı sona eriyor, konuşulanlar havada kalıyor…
Çünkü bunların tutunacağı sağlam bir zemin yok…
Ve bütün bu tabloya baktığımda, lafı dolandırmadan ama kimseyi incitmeden, kibarca ama net bir cümleyle toparlıyorum:
Köyceğiz ve Ortaca’nın acil olarak birer kültür merkezine ihtiyacı vardır…
Köyceğiz ve Ortaca’nın değerli belediye başkanları; kalıcı birer eser bırakmak, yıllar boyu adınızdan övgüyle söz ettirmek istiyorsanız, bu başarının mimarı siz olun. Bir kültür merkezi, bugüne kadar yapmak isteyip yapılamayan, başlatılıp tamamlanamayan hizmetlerin üzerini örtecek kadar güçlü bir toplumsal hafıza yaratabilir…
Böylesine hareketli, canlı ve dünyanın turizmdeki cazibe merkezleri arasında gösterilen bu iki güzel ilçenin, bana göre en temel sorunu kültür altyapısıdır…
Sevgilerimle,
Ali Erturan
Dedektif Gazeteci




YORUMLAR