Ana Sayfa Arama Galeri Video
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya

Kartalkaya Yangınının Üzerinden Bir Yıl Geçti: Asıl Sınav Şimdi Başlıyor

Bugün Kartalkaya’daki yangının üzerinden tam bir yıl geçti. Aradan geçen

Bugün Kartalkaya’daki yangının üzerinden tam bir yıl geçti. Aradan geçen zamana rağmen hafızalarda hâlâ aynı soru duruyor: O gece yalnızca bir yangın mı yaşandı, yoksa yıllardır görmezden gelinen bir sistem mi çöktü? 34’ü çocuk 78 kişinin hayatını kaybetmesinin üzerinden geçen bir yıl, Türkiye’de kamu güvenliği, denetim anlayışı ve sorumluluk zincirinin yeniden tartışılmasına neden oldu…

Kartalkaya’da yaşananlar, yalnızca büyük bir acı olarak değil, aynı zamanda bir kırılma noktası olarak kayıtlara geçti. Yangının ardından “ders çıkarıldı” açıklamaları yapıldı, kamuoyuna yeni düzenlemelerin yolda olduğu mesajı verildi ve kısa süre içinde yeni bir yangın yönetmeliği yürürlüğe girdi. Kâğıt üzerinde bakıldığında bu yönetmelik, daha sıkı kurallar, daha net sorumluluk tanımları ve özellikle toplu konaklama alanları için daha ağır yükümlülükler içeriyor…

Ancak asıl tartışma, yönetmeliklerin varlığından çok, nasıl ve kim tarafından uygulanacağı noktasında yoğunlaşıyor. Türkiye’de geçmiş deneyimler, sorunların çoğu zaman mevzuat eksikliğinden değil, mevzuatın sahadaki karşılığının zayıflığından kaynaklandığını gösteriyor. Kartalkaya yangını da bu gerçeği acı bir şekilde hatırlattı. Denetimlerin gerçekten yapılıp yapılmadığı, sorumlulukların açık biçimde paylaşılıp paylaşılmadığı ve “olmaz” denilen risklerin nasıl bir gecede gerçeğe dönüştüğü, bugün hâlâ cevap bekleyen sorular arasında…

Yeni yangın yönetmeliği, ülke genelinde tüm turizm tesisleri, kamuya açık alanlar ve toplu kullanım alanları için bağlayıcı hükümler içeriyor. Bu yönüyle Kartalkaya’nın bir milat olduğu sıkça dile getiriliyor. Ancak bu miladın gerçek anlamda karşılık bulup bulmadığı, yalnızca Resmî Gazete’de yayımlanan maddelerle değil, sahadaki uygulamalarla ölçülecek. Denetimlerin sıklığı, denetleyen ile denetlenen arasındaki mesafe ve istisna yaratılıp yaratılmadığı, kamuoyunun en çok merak ettiği başlıklar olmaya devam ediyor. Çünkü güvenlik, ihmal, esneklik ya da “sonra hallederiz” anlayışıyla birlikte anılabilecek bir alan değil…

Kartalkaya’dan sonra sıkça dile getirilen “bir daha asla” ifadesi, aslında çok ağır bir sorumluluğu da beraberinde getiriyor. Bu sorumluluk, yalnızca kurumların değil, karar vericilerin ve denetim mekanizmalarının tamamını kapsıyor. Yeni çıkan yasa ve yönetmeliklerin amacı açık: Bir daha insanların, çocukların hayatını kaybetmemesi; ailelerin tatil ya da konaklama için çıktıkları yolculukların bir felakete dönüşmemesi…

Bugün gelinen noktada temel mesele şu soruda düğümleniyor: Kartalkaya gerçekten bir milat oldu mu, yoksa bu milat yalnızca kâğıt üzerinde mi kaldı? Yönetmelikler var, hükümler açık, sorumluluklar tanımlı. Geriye kalan ise bu düzenlemelerin eksiksiz ve tavizsiz biçimde uygulanıp uygulanmayacağı…

Ve tam da burada, bir gazeteci olarak şunu söylemek zorundayım: Yeni yangın yönetmeliği, gerçekten tam anlamıyla uygulandığı takdirde, insan hayatı adına çok şey değiştirebilir. Ancak bu mevzuatın her yerde ve herkes için aynı ciddiyetle uygulanacağı konusunda ciddi kuşkularım var. Elbette bu işi sıkı tutacak, sorumluluğunu yerine getirecek kurumlar ve bölgeler olacaktır. Ama aynı zamanda, arkasına bir siyasi ya da bürokratik gücü aldığını düşünüp “bana bir şey olmaz” mantığıyla hareket edenlerin de var olacağını biliyorum. Küçük dünyalarında kendilerini dokunulmaz gören bu anlayış değişmediği sürece, Kartalkaya’nın gerçekten bir milat olup olmadığını her yıl aynı soruyla tartışmaya devam ederiz…

Bir yıl geçti. Acılar hâlâ taze. Asıl sınav ise şimdi başlıyor.

Haber : Ali ERTURAN / Dedektif Gazeteci