Ana Sayfa Arama Galeri Video
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya

İZTUZU’NDA SAAT 18.00’DEN SONRA YÜZENLERİN CANI KİME EMANET?

Dünyaca ünlü İztuzu Plajı’nda saat 18.45 sıralarında yaptığımız saha gözlemi,

Dünyaca ünlü İztuzu Plajı’nda saat 18.45 sıralarında yaptığımız saha gözlemi, cankurtaran hizmetinin çalışma saatlerine ilişkin önemli bir soruyu gündeme getirdi. İztuzu kumsalı saat 20.00’ye kadar ziyaretçiler tarafından kullanılabilirken, cankurtaran hizmetinin saat 18.00’de sona erdiği belirtiliyor. Peki bu iki saat içerisinde denize giren insanların can güvenliği nasıl sağlanıyor?

İztuzu Plajı’nda geçtiğimiz günlerde saat 18.45 sıralarında dikkatimi çeken bir görüntü, peş peşe soruları beraberinde getirdi.

Cankurtaran kulesine baktığımda kule boştu. Önce cankurtaranı göremedim. Bir süre sonra kulenin hemen altında, elinde telefonuyla oturan cankurtaranı fark ettim.

Saatime baktığımda 18.45’i gösteriyordu.

Tam o sırada plaj oldukça kalabalıktı. Sahilde ve denizde çok sayıda insan bulunuyordu.

Ancak burada benim dikkatimi çeken asıl mesele cankurtaranın o anda nerede oturduğundan çok, plajdaki cankurtaran hizmetinin hangi saatler arasında verildiğiydi.

Plajdaki tabelada saat 18.00’i gösteren ibareyi görünce ister istemez şu soruyu sordum:

İztuzu kumsalı saat 20.00’ye kadar ziyaretçiler tarafından kullanılabilirken, cankurtaran hizmeti neden saat 18.00’de sona eriyor?

Ortaca Kaymakamlığı’nın İztuzu hakkında yayımladığı bilgilerde kumsalın akşam saat 20.00 ile sabah 08.00 arasında ziyarete ve kullanıma kapalı olduğu belirtiliyor.

İztuzu’nda ziyaretçiler kumsalı saat 20.00’ye kadar kullanabiliyor. Nitekim kapanış saati yaklaşırken saat 19.30 sıralarında anonslar yapılmaya başlanıyor ve ziyaretçilerden saat 20.00’ye kadar plajı boşaltmaları isteniyor.

Bunun üzerine konunun muhataplarından DALBEL Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim İlhan’ı telefonla aradım ve durumu doğrudan sordum.

İlhan, cankurtaranın saat 18.00’de görevini bıraktığını ve ardından kırmızı bayrak çekildiğini söyledi.

Bunun üzerine kendisine şu soruyu yönelttim:

“Saat 18.00’den sonra yüzenlerin canı kime emanet?”

Aldığım cevap dikkat çekiciydi:

“Kendine.”

Bu cevabın ardından konuyu yalnızca işletme yönetiminin açıklamasıyla bırakmadım.

Cankurtaran hizmetlerinin çalışma düzenini, plaj güvenliğine ilişkin uygulamaları, kontrollü yüzme alanlarının nasıl belirlendiğini ve İztuzu’ndaki mevcut sistemi araştırmaya başladım.

Çünkü burada tartışılması gereken konu tek başına bir çalışanın saat kaçta kulede bulunduğu değil.

Asıl soru şu:

Plaj ziyaretçiler tarafından kullanılmaya devam ederken ve insanlar denize girerken cankurtaran hizmetinin sona ermesi halinde güvenlik nasıl sağlanıyor?

Araştırmamız sırasında dikkat çeken bir başka konu ise İztuzu’nun büyüklüğü ile mevcut cankurtaran yapılanması oldu.

Ortaca Kaymakamlığı’nın resmi internet sitesinde İztuzu kumsalının uzunluğu 5 bin 400 metre olarak belirtiliyor.

İşletme yönetiminden aldığımız bilgiye göre ise plajda iki cankurtaran kulesi bulunuyor.

Ancak burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor.

Kumsalın toplam uzunluğunun 5 bin 400 metre olması tek başına “şu kadar cankurtaran veya şu kadar kule bulunmak zorundadır” sonucunu doğurmaz.

Bunun sağlıklı biçimde değerlendirilebilmesi için yüzmeye ayrılmış kontrollü alanların sınırlarının, risk değerlendirmesinin, cankurtaranların sorumluluk alanlarının ve plaja ilişkin güvenlik planının birlikte incelenmesi gerekiyor.

Dolayısıyla kamuoyu adına soruyoruz:

İztuzu Plajı’nda kontrollü yüzme alanı tam olarak kaç metre?

Bu alanın risk değerlendirmesi nasıl yapılıyor?

Cankurtaran hizmetinin saat 18.00’de sona ermesine hangi uygulama veya risk değerlendirmesi esas oluşturuyor?

İşletme yönetimi tarafından tarafımıza ayrıca kurtarma botunun bulunduğu bilgisi verildi.

Bu önemli bir güvenlik unsuru.

Ancak botun nerede konuşlandırıldığı, hangi saatler arasında müdahaleye hazır tutulduğu, kimler tarafından kullanıldığı ve özellikle cankurtaran hizmetinin sona erdiği belirtilen saat 18.00’den sonra olası bir boğulma vakasında müdahale sisteminin nasıl işleyeceği de açıklığa kavuşturulması gereken konular arasında.

Çünkü mesele yalnızca “kurtarma botu var mı?” sorusundan ibaret değil.

Asıl mesele, acil durumda müdahalenin nasıl ve ne kadar sürede gerçekleştirileceği.

SAAT 18.00 İLE 20.00 ARASINDA SORUMLULUK KİMDE?

Mesele ciddi.

İztuzu kumsalı saat 20.00’ye kadar ziyaretçiler tarafından kullanılabilirken, cankurtaran hizmeti saat 18.00’de sona eriyorsa, geriye kalan iki saat içerisinde denize giren insanların can güvenliği hangi sistemle sağlanıyor?

Fotoğraftaki tabelada kırmızı bayrağın karşısında açıkça “Cankurtaran YOK – Denize girmek TEHLİKELİ” ifadesi yer alıyor.

Peki kırmızı bayrak çekildikten sonra saat 20.00’ye kadar plajda kalan ve denize giren ziyaretçiler için nasıl bir güvenlik ve acil müdahale sistemi uygulanıyor?

Saat 18.00’den sonra meydana gelebilecek olası bir boğulma vakasına ilk müdahaleyi kim yapacak?

Kurtarma botu bu saatlerde aktif olarak müdahaleye hazır mı?

Cankurtaranların görevi saat 18.00’de sona eriyorsa, olası bir acil durumda botu kullanacak görevli personel kim?

Bunlar sıradan sorular değil.

Konu doğrudan insan hayatı ve kamu güvenliği.

Bu nedenle başta İztuzu Plajı’nı işleten kurum olmak üzere ilgili kurum ve yetkililerden kamuoyunun anlayabileceği açık ve net bir cevap bekliyoruz.

Çünkü bütün araştırmanın sonunda dönüp dolaşıp aynı soruya geliyoruz:

İZTUZU’NDA SAAT 18.00’DEN SONRA YÜZENLERİN CANI KİME EMANET?

Haber: Dedektif Gazeteci Ali ERTURAN