İki engelli park alanı, iki otomobil, iki ayrı ihbar ve sonuç alınamayan 51 dakika! Üstelik aynı gün Fethiye sokaklarında MKE Ankaragücü’nün takım otobüsüne polis araçları ve motosikletli ekipler eşlik ediyordu. Peki, engelli vatandaşların hakkını korumak için yapılan ihbara neden zamanında müdahale edilemedi?
16 Ekim 2026 Cuma günü bir görüşme için Fethiye’deydim. Fethiye’nin trafik yoğunluğunu, özellikle merkezde araç park etmenin ne kadar zor olduğunu biliyorum. Ancak o gün karşılaştığım manzara, meselenin yalnızca otopark yetersizliğinden ibaret olmadığını bir kez daha gösterdi…
Aracımda engelli bir birey bulunuyordu. Görüşmemize yetişmek için park yeri ararken engelli vatandaşların kullanımına ayrılmış iki park alanının da otomobiller tarafından kullanıldığını gördüm…
Aracımdan indim. Her iki otomobilin ön camını ve ön göğüs kısmını dikkatlice kontrol ettim. Engelli park kartı veya araçların engelli bireylerin kullanımında olduğunu gösteren herhangi bir belge göremedim…
Şunu da özellikle belirtmek istiyorum. Ben engelli vatandaşların hayatını kolaylaştıracak konularda yalnızca resmî prosedürlere bakmam. Bir otomobilin ön camında Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından düzenlenmiş engelli kimlik kartını görsem, o aracın engelli bir birey için kullanıldığını düşünür, ona göre hareket ederim. Elbette engelli park alanlarını kullanmanın yasal şartları ayrıdır. Ancak benim burada anlatmak istediğim, engelli vatandaşlara gösterilmesi gereken anlayış ve duyarlılıktır…
Peki, engelli park alanları neden var? Engelli bireyler araçlarını kilometrelerce uzağa park edip yürümek zorunda kalmasınlar diye değil mi? Özellikle hareket kabiliyeti kısıtlı bireylerin ve onlara refakat eden kişilerin hayatını kolaylaştırmak için değil mi?
Saat 14.14’te 112 Acil Çağrı Merkezi üzerinden trafik birimine ulaştım. Durumu anlattım. Benden araçların plakaları istendi. Araçların yanında olup olmadığım soruldu. Yanlarında olduğumu söyledim ve her iki aracın plakasını da bildirdim…
Görüştüğüm görevli, ekiplere anons yapılacağını ve araçların kaldırılması için gerekli işlemlerin başlatılacağını söyledi…
Beklemeye başladım.
Dakikalar geçti. Ne gelen oldu ne de araçlar kaldırıldı.

Görüşmeme geç kalma ihtimalim ortaya çıkınca, başka çarem kalmadığını düşünerek aracımı park halindeki otomobillerin arkasına geçici olarak bıraktım. Sosyal hizmetler tarafından düzenlenmiş engelli kimlik kartını ön camın görülebilecek bir noktasına yerleştirdim. Herhangi bir sorun yaşanması hâlinde bana ulaşılabilmesi için telefon numaramı da bıraktım.
Ardından görüşmeme gittim.
Döndüğümde ne göreyim?
Engelli park alanlarında bulunan iki otomobil hâlâ aynı yerde duruyordu.
Saat 15.02’de emniyeti ikinci kez aradım.
İlk ihbarımın üzerinden tam 48 dakika geçmişti.
Görevliye, yaklaşık 48 dakika önce ihbarda bulunduğumu, araçların plakalarını verdiğimi, ancak otomobillerin hâlâ kaldırılmadığını söyledim.
Aldığım cevap ise en az karşılaştığım manzara kadar düşündürücüydü.
Ekiplere anons yapıldığı, ekiplerin başka görevlerinin de bulunduğu ve birçok işe yetişmeye çalıştıkları ifade edildi.
Saat 15.05’te olay yerinden ayrıldığımda ise ilk ihbarımın üzerinden tam 51 dakika geçmişti. Ancak her iki otomobil de hâlâ engelli park alanında duruyordu. Yani iki ayrı telefon görüşmesine rağmen, oradan ayrıldığım ana kadar değişen hiçbir şey olmamıştı.
İyi de kardeşim, iş bir tane değil de polis bir tane mi?
Elbette Fethiye’de polisimizin yapacağı çok iş var. Trafik kazaları var, asayiş olayları var, vatandaşın yardım talepleri var. Bunların hepsinin farkındayım. Polisimizin hangi şartlarda görev yaptığını da çok iyi bilirim.
Ama ortada engelli vatandaşların kullanımına ayrılmış iki park alanı var. Bu alanlarla ilgili yapılmış bir ihbar var. Bildirilmiş iki araç plakası var. Ve aradan geçen 51 dakikaya rağmen benim bulunduğum süre içerisinde çözülememiş bir sorun var.
Üstelik aynı gün Fethiye’de dikkatimi çeken başka bir manzara daha vardı.
17 Ekim Cumartesi günü Fethiyespor ile karşılaşacak olan MKE Ankaragücü’nün takım otobüsü hemen önümden geçti. Otobüsün önünde ve arkasında polis araçları ve motosikletli ekipler bulunuyordu. Çok sayıda polis ekibinin takım otobüsüne eşlik ettiğini bizzat gördüm.
Şimdi yanlış anlaşılmasın.
Bir spor kafilesine polis eskortu verilmesine karşı değilim. Güvenlik gerektiriyorsa elbette verilecek. Gerekirse beş ekip, gerekirse on ekip görevlendirilecek. Buna kimsenin itirazı olamaz.
Ancak insan sormadan edemiyor: MKE Ankaragücü’nün takım otobüsüne polis araçları ve motosikletli ekipler eşlik ederken, engelli vatandaşların kullanımına ayrılmış park alanlarıyla ilgili yapılan ihbara 51 dakika boyunca neden sonuç alınamadı?
Spor kafilesinin güvenliği önemli de engelli vatandaşın hakkı önemsiz mi?
Elbette her polis ekibi her göreve gönderilemez. Görev dağılımı, güvenlik planlaması ve öncelikler vardır. Bunları da biliyorum.
Ama vatandaşın da bir beklentisi var. Hele ki konu engelli bireylerin günlük hayatını doğrudan etkileyen bir sorunsa, bu beklenti daha da önem kazanıyor.
Ben o gün kimseden ayrıcalık istemedim. Kimsenin bana özel muamele yapmasını beklemedim. Sadece engelli vatandaşların kullanımına ayrılmış park alanlarının amacına uygun kullanılmasını ve yaptığım ihbarın gereğinin yerine getirilmesini istedim.
Şimdi Fethiye İlçe Emniyet Müdürlüğüne soruyorum:
Saat 14.14’te yapılan ilk ihbarın ardından, saat 15.05’te olay yerinden ayrılıncaya kadar neden sonuç alınamadı?
İhbar edilen araçların engelli park alanlarını kullanma yetkileri kontrol edildi mi?
Ekiplere anons yapılması dışında herhangi bir işlem gerçekleştirildi mi?
Trafik ekiplerinin o saatlerdeki görev yoğunluğu neydi?
Ve en önemlisi, engelli vatandaşların kullanımına ayrılan park yerleri işgal edildiğinde, vatandaşın hakkını korumak için ne kadar beklemesi gerekiyor?
Bu soruları sormamın nedeni polisimizin çalışmalarını değersizleştirmek değil. Tam tersine, vatandaşın devlete duyduğu güvenin korunmasını istemek.
Çünkü vatandaş 112’yi aradığında karşısında yalnızca telefonuna cevap veren bir görevli değil, sorununa çözüm üretecek bir kamu hizmeti görmek ister.
Engelli park alanları da yalnızca mavi levhalardan ve yere çizilmiş işaretlerden ibaret değildir. O alanlar, engelli bireylerin toplum hayatına daha rahat katılabilmeleri için ayrılmıştır. Bu hakkın korunması da en az o levhaların dikilmesi kadar önemlidir.
Bir engelli park alanına levha dikmek kolay. Önemli olan, o levhanın ifade ettiği hakkı koruyabilmek.
Fethiye gibi büyük ve yoğun bir ilçede trafik ekiplerinin iş yükünü anlayabilirim. Ancak iş yoğunluğu, engelli vatandaşların yaşadığı sorunların cevapsız kalmasını normalleştirmemeli.
Ben o gün yaşadıklarımı, yaptığım iki ayrı başvuruyu ve karşılaştığım manzarayı anlattım.
Elbette Fethiye İlçe Emniyet Müdürlüğünün bu olayla ilgili bir açıklaması varsa kamuoyunun bunu da öğrenmesi gerekir.
Ama benim gördüğüm tablo ortada.
Bir tarafta polis araçları ve motosikletli ekiplerin eşlik ettiği MKE Ankaragücü takım otobüsü, diğer tarafta engelli park alanlarının kullanılabilmesi için yapılan ve 51 dakika boyunca sonuç alınamayan bir ihbar…
Böyle bir manzara karşısında sormayacağız da ne yapacağız?
Fethiye Emniyeti, benim gözümde bu kez sınıfta kaldı!
(Fethiye İlçe Emniyet Müdürlüğünden konuyla ilgili bir açıklama gelmesi hâlinde, bu açıklamaya da haberimizde yer vereceğiz.)
Makale / Haber: Dedektif Gazeteci Ali ERTURAN
Uluslararası Gazeteciler Delegasyonu Genel Başkanı


