Hayat, çoğu zaman sessiz bir defter tutar. Kim ne yaptıysa, neyi bilerek yaptıysa, kime hangi hesabı kurduysa… hiçbirini unutmaz. İnsan bazen yaptığını kâr zanneder, o an kendini akıllı, karşısındakini saf görür. Oysa hayatın terazisi ağır çalışır ama şaşmaz.
Birine çelme takan, aslında kendi yoluna taş koyduğunu fark etmez. Haksız kazanç elde eden, kazandığını değil kaybedeceklerini hesap edemez. Çünkü mesele sadece para, makam ya da anlık çıkar değildir. Mesele, insanın kendine attığı imzadır. Ve o imza bir gün mutlaka önüne konur.
Bazıları vardır, bile bile yapar. “Kimse görmez”, “Kimse anlamaz” diye düşünür. Küçük hesaplar yapar, kısa yoldan kazanmanın peşine düşer. Çakallığı zekâ zanneder. Ama unuttuğu bir şey vardır: Herkes unutsa bile hayat unutmaz. O hesap, günü gelince hiç beklemediği yerden kesilir.
Bir başkasının hakkına giren, aslında kendi huzurundan çalar. Çünkü haksızlık sadece karşıdakine yapılmaz; insanın kendi vicdanına da yapılır. Ve vicdan, sustu sanılsa bile bir yerde mutlaka konuşur. Bazen bir gecede uykuyu kaçırır, bazen yıllar sonra kapıyı çalar.
İnsan en çok da “bana bir şey olmaz” dediği yerden sınanır. Çünkü hayatın en sevdiği şey, insanın kendine olan aşırı güvenini sınamaktır. Ne ektiyse onu biçtirir. İyilik eken geç de olsa karşılığını alır. Kötülük eken ise, zamanı gelince şaşkınlıkla “neden ben?” diye sorar.
Oysa cevap basittir: Çünkü yaptın.
Kimse kimsenin ahını yerde bırakmaz bu dünyada. Bazen zaman alır, bazen dolanır dolaşır ama yerini bulur. Birinin canını yakan, bir gün kendi canının nereden yanacağını bilmeden yaşar. İşte o belirsizlik, en büyük cezadır aslında.
Bu yüzden mesele sadece “yakalanmamak” değildir. Mesele, kendini kaybetmemektir. Çünkü insan başkalarına zarar verirken en çok kendinden eksilir. Ve en tehlikelisi de budur; fark etmeden küçülmek, fark etmeden kirlenmek…
Kısacası bu dünya, sanıldığı kadar sahipsiz değildir. Kim ne yaparsa, er ya da geç karşısına çıkar. Kimi erken görür, kimi geç… ama mutlaka görür.
Ve o gün geldiğinde kimse “neden” diye sormaz. Çünkü herkes, içten içe cevabı zaten biliyordur…
Dedektif Gazeteci




YORUMLAR