HAZİNE ARAZİLERİNDE İŞGAL HER YIL KATLANARAK ARTIYOR!
Türkiye genelinde yüz binlerce Hazine taşınmazı için ecrimisil işlemi uygulanırken, kamu arazilerinin izinsiz kullanılması ve tahliye işlemlerinin ne ölçüde sonuçlandırıldığı tartışılıyor. Muğla’nın Ortaca ilçesinde, özellikle Dalyan ve Gerendüzü çevresindeki Hazine arazileriyle ilgili yanıt bekleyen sorular var. Üstelik mesele yalnızca tarımsal kullanımla sınırlı değil. Özel Çevre Koruma (ÖÇK) bölgelerindeki izinsiz kullanım ve yapılaşma iddiaları da gündemde.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının Millî Emlak Genel Müdürlüğü faaliyet verilerine dayanan Sayıştay denetiminde, 2021 yılında 82 bin 846 taşınmaz için ecrimisil ihbarnamesi düzenlendiği, bu sayının 2023’te 161 bin 522’ye, 2024’te ise 406 bin 52’ye yükseldiği görülüyor. Yalnızca 2024 yılında 3 milyar 248 milyon TL ecrimisil geliri tahsil edilmiş. Bu rakamlar, meselenin ülke genelindeki boyutunu ortaya koyuyor.
Öncelikle bilinmesi gereken bir gerçek var: Ecrimisil ödemek, Hazine arazisini satın almak, kiralamak veya süresiz kullanım hakkı kazanmak anlamına gelmiyor. Ecrimisil, hukuki kullanım hakkı bulunmadan kullanılan taşınmaz için talep edilen işgal tazminatıdır. Yıllarca ödenmiş olması da tek başına mülkiyet hakkı kazandırmıyor.
2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun 75’inci maddesine göre, kanun kapsamındaki işgal edilmiş taşınmazlar, ilgili idarenin talebi üzerine mülki amir tarafından en geç 15 gün içinde tahliye ettirilerek idareye teslim ediliyor. Bu süre, işgalin başladığı tarihten değil, idarenin tahliye talebinden itibaren uygulanıyor.
Peki, uygulamada durum nasıl?
Dalyan’da yaklaşık 52 dönümlük olduğu belirtilen bir araziyi, bir yıldan uzun süredir, hatta bir buçuk yıla yaklaşan zamandır gözlemliyorum. Alanın bölüm bölüm tarımsal kullanıma açıldığını, traktörle işlendiğini ve ekim yapıldığını görüyorum. Arazinin kesin mülkiyet durumunu ve kullanımın hukuki dayanağını belirlemek yetkili kurumların görevi. Benim sorguladığım ise bu faaliyetlerin ne zamandır sürdüğü ve bugüne kadar hangi işlemlerin yapıldığı.
Edindiğim bilgilere göre, söz konusu alanla ilgili tahliye yazısı hazırlanıyor ve işlemin kaymakamlık aracılığıyla yürütülmesi planlanıyor.
Burada öğrenmek istediğim bir husus var: Eğer bu kullanım uzun süredir ilgili kurumların bilgisi dâhilindeyse, tahliye işlemleri neden bugüne kadar sonuçlandırılmadı? Tahliye yazısı neden şimdi hazırlanıyor?
İşgal tespiti ne zaman yapıldı? Ecrimisil uygulandı mı? Daha önce tahliye talebinde bulunuldu mu? Yoksa işlemler henüz hazırlık aşamasında mı?
Ortaca’da Hazine arazilerinin izinsiz kullanımının yaygın olduğu yönündeki iddialar, özellikle Gerendüzü çevresindeki ÖÇK alanları açısından da ciddi soruları beraberinde getiriyor. Bölgedeki geniş alanların işgal altında olduğu ileri sürülürken, bu kullanımların ne kadarının resmî olarak tespit edildiği ve neden tahliyeyle sonuçlandırılmadığı açıklığa kavuşturulmalı.
Muğla İl Millî Emlak Müdürlüğü bu alanlarla ilgili hangi işlemleri yürütüyor? İşgal tespitleri yapıldığı hâlde tahliyeler neden gecikiyor? Yoksa ecrimisil tahsil edilmesi, kamu arazilerinin fiilen boşaltılmasının önüne geçen bir uygulamaya mı dönüşüyor?
Elbette ecrimisil devletin tahsil etmesi gereken bir kamu alacağıdır. Ancak bu tahsilatın kamuya gelir sağlaması, izinsiz kullanımın sürmesine gerekçe olamaz. Devlet ecrimisil gelirini tahsil ederken, kendi arazilerinin izinsiz kullanımını sona erdirmek için gereken adımları da atıyor mu?
Bir başka önemli konu da vatandaşlar arasındaki eşitlik meselesi. Devlete ait bir karış toprağı izinsiz kullanmayan, kurallara uyan vatandaşlarımız var. Bir de kamu arazilerini kendisine aitmiş gibi kullandığı ileri sürülen kişiler…
Peki, kurallara uyan vatandaşlarla kamu arazilerinden izinsiz yararlananlar arasında nasıl bir adalet sağlanacak? Kanuna saygı gösteren vatandaş neden başkasının izinsiz kullanımına seyirci kalmak zorunda olsun?
Kamu arazilerinin korunması, vatandaşlar arasındaki adalet duygusunun korunması anlamına da geliyor. Hukuka uygun davranan insanların, kuralları ihlal edenlerin daha avantajlı olduğu düşüncesine kapılmasına fırsat verilmemeli.
İnsan ister istemez soruyor: Bu kadar rahatlık nereden geliyor? Bu cesaretin kaynağı ne? Kamu arazisine izinsiz müdahale edenler, karşılaşabilecekleri yaptırımları bilmiyor mu, yoksa uygulamaların yeterince caydırıcı olmadığını mı düşünüyor?
Hazine arazilerine izinsiz ev ve benzeri yapılar inşa edildiğine ilişkin iddialar da var. Peki, böyle durumlarda yalnızca ecrimisil işlemiyle mi yetiniliyor? İmar mevzuatı, çevre ve koruma hükümleri kapsamında hangi işlemler uygulanıyor? Mevzuata aykırı yapıların kaldırılması veya yıkılması yönünde işlem başlatılıyor mu? Fiilin niteliğine göre adli sorumluluk doğabiliyor mu?
İzinsiz kullanım iddiaları yetkili kurumlara iletildiğinde zaman zaman verilen yanıt ise şu oluyor: “Tutanak tutuldu.”
Peki, tutanak tutulunca ne oluyor?
Elbette tutanak düzenlenmesi önemli. Ancak tutanak tutulması, işgalin sona erdirildiği anlamına gelmiyor. Tutanak tutulduktan sonra işgal devam ediyorsa, bu tutanak yalnızca mevcut durumun kayıt altına alınmasından mı ibaret, yoksa kamu arazisinin korunması için somut bir işlem başlatıldı mı?
Devletin görevi yalnızca işgali tespit etmek değil, mevzuatın öngördüğü işlemleri uygulayarak hukuka aykırı kullanımı sona erdirmektir.
Tahliye yazışmalarının yapılması da arazinin fiilen boşaltıldığı anlamına gelmiyor. Tahliye sonrasında alanın yeniden sürülmesi, ekilmesi veya başka amaçlarla izinsiz kullanılmasının önlenmesi gerekiyor. Aksi hâlde bugün boşaltılan bir alanın yarın yeniden işgal edilmesi ihtimali ortaya çıkıyor.
Buradan Muğla İl Millî Emlak Müdürlüğü ve Ortaca Millî Emlak Şefliğine sormak istiyorum:
Muğla ve Ortaca’da son yıllarda kaç Hazine taşınmazında işgal tespit edildi? Kaçı için ecrimisil uygulandı? Kaç taşınmaz hakkında tahliye talebinde bulunuldu ve bunların kaçı fiilen boşaltılarak idareye teslim edildi? Yeniden işgali önlemek için hangi denetimler yapılıyor?
Özellikle Dalyan’daki yaklaşık 52 dönümlük alanın mülkiyet ve kullanım durumu nedir? Tahliye işlemi hangi aşamada? Bugüne kadar hangi idari işlemler gerçekleştirildi?
Bu soruları yöneltirken herhangi bir kişiyi veya kamu görevlisini peşinen sorumlu ilan etmiyorum. Benim üzerinde durduğum mesele, devletin kendi toprağına ne ölçüde sahip çıktığıdır.
Hazine arazileri sahipsiz değildir. Bir vatandaş kamu arazisini kullanmak için izin almak ve yasal şartları yerine getirmek zorundaysa aynı kurallar herkes için geçerli olmalı. Hiçbir izinsiz kullanım, zaman içerisinde olağan bir uygulamaya dönüşmemeli.
Çünkü ecrimisil ödemek tapu sahibi olmak değildir. Tutanak tutmak tahliye etmek değildir. Tahliye yazısı hazırlamak da kamu arazisini fiilen korumak anlamına gelmez.
Önemli olan, işlemlerin sonuçlandırılması ve aynı durumun yeniden yaşanmasının önlenmesidir.
Hazine arazileri gerçekten korunuyor mu? İzinsiz kullanımlar karşısında mevzuatın öngördüğü işlemler zamanında uygulanıyor mu? Ve en önemlisi, devletin toprağına herkes aynı ölçüde saygı gösteriyor mu?
Muğla İl Millî Emlak Müdürlüğünün bu sorulara vereceği yanıt kadar, Hazine arazilerinin korunması için sahada ortaya koyacağı uygulamaları da merak ediyorum. Çünkü devletin toprağına sahip çıkıldığını gösteren, tutulan tutanaklar değil, sonuçlandırılan işlemlerdir…
(Tarafsız gazetecilik ilkemiz gereği; Muğla İl Millî Emlak Müdürlüğü ve Ortaca Millî Emlak Şefliğinden konuya ilişkin yapılacak her türlü resmî açıklama, bilgi ve değerlendirmeye haberimizde aynen yer verilecektir.)
Makale / Haber : Dedektif Gazeteci Ali ERTURAN
Uluslararası Gazeteciler Delegasyonu Genel Başkanı


