Ana Sayfa Arama Galeri Video
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya
Dedektif Gazeteci
Dedektif Gazeteci

Dalyan’da Bir Hikâyenin İçinde Saklanan Büyük Gerçek

Dalyan’ın sabahı, gölün üstünü kaplayan ince buğu eşliğinde başlardı. Herkes kendi işine yönelir, balıkçılar ağlarını toplar, esnaf kepenk açar, hayat sakin bir ritimde akardı. Fakat göl kıyısında her sabah aynı adam dolaşırdı: Elinde telefonu, yüzünde abartılı bir özgüven ve dilinde bitmeyen unvanlar… Kendini “büyük gazeteci” ilan eden bu masalcı, tüm yayınlarını göl kenarında açtığı küçük bir pencereden – yani sosyal medya mecrasından, Facebook’tan – yapar, hayali bir kalabalığa seslenirmiş gibi davranırdı. Ne gazetesi vardı, ne haber sitesi, ne de bağlı olduğu herhangi bir meslek örgütü… Elinde sadece kendine anlattığı bir hikâye ve bu hikâyeye inanmasını istediği birkaç kişi vardı…

Aynı bölgede ise yıllarını bu mesleğin mutfağında geçirmiş, belgesi olan, emeği olan, toplumun saygısını kazanmış, uluslararası basın kartı taşıyan gerçek bir gazeteci vardı. Kurduğu kurumlarla, ürettiği içeriklerle, bağımsız duruşuyla yıldan yıla daha fazla tanınmış, yazdıkları toplumda karşılık bulmuştu. Kaleminin ağırlığı emeğinden geliyordu. Bu durum masalcıyı rahatsız etmişti; çünkü gerçek ile masal yan yana durduğunda fark kendiliğinden ortaya çıkıyordu…

Bir gün masalcı, yine göl kenarında kendi kendine konuşurken, gerçek gazeteci hakkında türlü sözler söylemeye başlamıştı. “O çok paracı… O kötüdür…” diyerek karalama kampanyası yürütmeye kalkıştı. Oysa bugün insanlar bir ismi merak ettiğinde interneti açıp araştırıyor. Google diye bir gerçek var artık. Kimin yıllardır üretim yaptığını, kimin birikimi olduğunu, kimin sadece Facebook paylaşımlarından ibaret olduğunu herkes görebiliyor. Haber sitesi olmayan, gazetesi bulunmayan, hiçbir meslek örgütünde kaydı olmayan kişilerin, kendilerini “gazeteci” diye pazarlaması toplumun gözünden kaçmıyor…

Sadece sosyal medya paylaşımıyla gazeteci olunmaz. Eğer öyle olsaydı, herkesin Facebook hesabı olduğu için herkes gazeteci sayılırdı. Bugün toplum daha bilinçli. İnsanlar, kimin ne ürettiğini, neye sahip olduğunu, hangi emeği verdiğini biliyor. O yüzden masalcının söylediği sözler gölün yüzeyine çarpıp yankı halinde kendi kendine dönüyor. Ne duyan ciddiye alıyor, ne gören kulak veriyor. Çünkü toplum, kimin ne olduğunu zaten biliyor…

Gerçek gazeteci, ne olduğunu anlatmak zorunda değildir. Çünkü ne olduğunu anlatan bir geçmişi, bir emeği ve belgesi vardır. Masalcı ise konuşmayı bırakırsa geriye kalacak bir şeyi olmadığını bildiği için sürekli anlatmak zorunda hisseder. Söylediği her söz, gölün üstündeki ince baloncuklar gibi kendi içinde patlayıp kaybolur…

Ve hikâyenin sonunda geriye bir tek gerçek kalır:

Güneş balçıkla sıvanmaz.

Ali ERTURAN / Dedektif Gazeteci

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

SON HABERLER