Ana Sayfa Arama Galeri Video
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya

BASIN YOKSA KAMUOYU DA YOKTUR

Kamu kurumlarının yaptığı faaliyetler, yalnızca o kurumların iç iletişim çalışması

Kamu kurumlarının yaptığı faaliyetler, yalnızca o kurumların iç iletişim çalışması değildir. Yapılan her hizmet, her organizasyon ve her harcama, doğrudan kamu adına ve kamu kaynaklarıyla gerçekleşir. Bu nedenle şeffaflık bir tercih değil, demokratik bir sorumluluktur.

Hiçbir kurumun basını davet etme zorunluluğu yoktur…

Hiçbir kamu görevlisi, medya ile içli dışlı olmak mecburiyetinde değildir…

Ancak şu gerçeği de görmezden gelemeyiz:

Basın, demokratik toplum düzeninde kamu adına denetim işlevi görür…

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 26 ve 28. maddeleri; düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti ile basın özgürlüğünü güvence altına almıştır. Bu özgürlük yalnızca gazetecilerin değil, toplumun bilgi alma hakkının teminatıdır…

Kurumların faaliyetlerini yalnızca kendi sosyal medya hesaplarından duyurması elbette mümkündür. Ancak sosyal medya, kurumsal bir vitrindir; denetim mekanizması değildir…

Bağımsız basın ise, yapılan işi sadece aktaran değil; gerektiğinde soran, sorgulayan ve kamu adına değerlendiren bir yapıdır. İşte tam da bu nedenle, eleştiri ile karşılaşıldığında gösterilen rahatsızlık, meselenin özünü ortaya koymaktadır…

Eğer basın sürece dahil edilmiyorsa,

Eğer faaliyetler hakkında düzenli bilgilendirme yapılmıyorsa,

Eğer sorulara mesafeli duruluyorsa,

O halde eleştiri geldiğinde buna tepki gösterilmesi demokratik kültürle bağdaşmaz.

Basın mensuplarının görevi alkış tutmak değildir.

Basın; kamu adına izlemek, değerlendirmek ve gerektiğinde eleştirmek için vardır.

Eleştiriye tahammül, kamu görevinin doğal parçasıdır.

Eleştiriden rahatsızlık duymak yerine, eleştirinin içeriğine odaklanmak ise kurumsal olgunluğun göstergesidir.

Basının dışlandığı bir iletişim modeli, kısa vadede konforlu görünebilir. Ancak uzun vadede güven kaybına yol açar. Çünkü kamuoyu, yalnızca anlatılanı değil; anlatılmayanı da merak eder.

Bu ülkede yerel ya da genel düzeyde görev yapan her kamu kurumu, yaptığı işi millet adına yapmaktadır. Millet adına yapılan işlerin, millet adına sorulması da doğaldır.

Basın davet edilmek zorunda değildir.

Ama yok sayılacak bir unsur da değildir.

Şeffaflık tek taraflı bir tercih değil; demokratik bir zorunluluktur.

Eleştiri ise bir tehdit değil; kurumsal gelişimin en önemli aracıdır.

Basın sustuğunda değil, susturulduğunda demokrasi zayıflar; şeffaflıktan kaçan ise eleştiriden değil, hesap vermekten çekinir…

Ali ERTURAN / Dedektif Gazeteci