Dişimdeki sıkıntıdan dolayı diş hekimim antibiyotik kullanmamı uygun gördü. Ben de kendisine “Hocam, benim penisilin alerjim var” dedim. O da bana, “Penisilin alerjisi olanlara yazdığımız özel bir ilaç var, onu yazıyorum” dedi. Doktoruma güvendim, ilacı içtim. Ancak içtikten yaklaşık 15 dakika sonra reaksiyon patladı. İşte o anda tabir yerindeyse az daha imamın kayığına biniyordum.
O sırada Ula’daydım. Beni hızla Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne yetiştirdiler. Dakikalarla yarışılan bir süreçti. Hastaneye ulaştığımda yarı baygın haldeydim. Ancak şanslıydım; çünkü 17 Eylül 2025 tarihinde saat 15.15’ten gece 23.00’e kadar müşahade altında kaldığım o saatlerde görevde olan acil servisin iki sorumlu hekimi Dr. Ahmet Aksakal ve Dr. Behsat Arda Fidan’dı. Onlar ve tüm ekip öylesine hızlı ve uyumlu bir müdahalede bulundular ki, 12 saatlik müşahade boyunca her şey kontrol altına alındı. Serumlar, ilaçlar, tetkikler, EKG… Hepsi kusursuz ilerledi. O anlarda Rabbim önce doktorları sonra sağlık çalışanlarını vesile etti ve bana hayatımı bağışladı. Yarı baygın girdiğim o kapıdan dimdik, bilinçli bir şekilde çıktım.
Bu vesileyle başta Dr. Ahmet Aksakal ve Dr. Behsat Arda Fidan olmak üzere, o gün o saatlerde görev yapan tüm sağlık çalışanlarına teşekkür ediyorum. Görevlerini sessizce, gösterişsiz ama büyük bir özveriyle yaptılar. Ben ise onlara minnettarım. Yanımdan bir dakika bile ayrılmayan asistanım Seher Hanım’a da ayrıca teşekkür ediyorum; en zor anımda yanımda oldu, tek bir fedakârlıktan kaçınmadı.
Müşahade altında tedavim sürerken, yan tarafımda –arada perde olduğu için göremediğim ama sesini duyabildiğim– başka bir hasta da vardı. İşte orada görevli, isminin baş harfi B olan bir hemşirenin yüksek perdeden, adeta azarlayarak konuştuğuna şahit oldum. “Burası devlet hastanesi, beğenmeyen özel hastaneye gitsin” gibi ifadeleri hem ben duydum hem de yanımda bulunan asistanım Seher duydu. Bu tavır, sağlık hizmetinin doğasına aykırı. Çünkü insanlar oraya şifa bulmaya geliyor, azarlanmak için değil.
Ben, Muğla İl Sağlık Müdürü Dr. Eriş Başaran Akça’nın hasta hakları konusundaki gayretlerini yakından takip eden biriyim. Onun çalışmalarının sağlık hizmetlerinde önemli kazanımlar sağladığına inanıyorum. Bu nedenle söz konusu hemşirenin tutumunun Dr. Akça’nın emeklerine gölge düşürmemesi gerektiğini düşünüyorum. Eminim ki İl Sağlık Müdürü gerekli incelemeyi yapacak ve gereğini yerine getirecektir. Bana göre bu hemşirenin doğrudan hasta ilişkilerinin yoğun olmadığı bir bölümde görevlendirilmesi en uygun çözüm olacaktır. Çünkü sağlıkta iletişim dili, tedavinin bir parçasıdır ve asla sertlik, yüksek perdeden konuşma ve azar içermez.
Taburcu olduktan sonra telefonum susmadı. Asistanım Seher, müşahade altında tutulduğum anların görüntülerini sosyal medyada paylaşmış. Ardından yüzlerce mesaj, onlarca telefon geldi. Arayan, soran, dua eden, merak eden tüm sevenlerime buradan teşekkür ediyorum. Hepinizden Allah razı olsun.
Son olarak şunu söylemek isterim: Bana bir şey olsaydı, yazılarımda eleştirdiğim bazı kişiler sevinirdi belki. Ama Rabbim izin vermedi. Önce Rabbim, sonra doktorlar ve sağlık çalışanları sayesinde buradayım. Çok sevinmeyin; birlikteyiz, hayattayım… 18.09.2025
Ali ERTURAN / Dedektif Gazeteci



