Ege Bölgesi günlerdir süren yağışlarla mücadele ederken, en ufak hava değişiminde bile yaşanan elektrik kesintileri vatandaşın sabrını taşırmaya devam ediyor. Ortaca’da yaşayan bir gazeteci olarak yıllardır aynı sorunu defalarca dile getirdim; fakat görüyorum ki mesele artık sadece Ortaca’nın meselesi değil. AYDEM’in hizmet verdiği Aydın, Denizli ve Muğla genelinde benzer şikâyetler çığ gibi büyüyor…
Yağmur başlar başlamaz karanlığa gömülen mahalleler, saatlerce elektrik bekleyen aileler, ısınamayan yaşlılar, evinde bebeğiyle titreye titreye oturan anneler, elektrikli tıbbi cihazlara bağlı hastalar… Şimdi buna bir de mum ışığında ders çalışmak zorunda kalan çocukları ekleyin. Bu fotoğraf artık bölgenin acı bir gerçeği. Yurttaşın tek beklentisi olan kesintisiz enerji bile sağlanamazken, her yağış sonrası yaşanan bu çöküş, yıllardır gerekli altyapı yatırımlarının yapılmadığını bütün çıplaklığıyla ortaya koyuyor…
Dünyanın en sert iklim koşullarına sahip ülkeleri Norveç ve Kanada, aylarca kar altında yaşamasına rağmen neredeyse hiç elektrik kesintisi yaşamazken; Ege’nin ortasında birkaç saatlik yağmurla bağlantıların kopması enerjinin kesilmesi kabul edilebilir olmaktan çok uzak. Bu karşılaştırma bile sorunun büyüklüğünü anlatmaya yetiyor. Bölge halkı sürekli aynı soruyu soruyor:
“Yıllardır bu altyapı neden güçlendirilmiyor?”
Sorunun temeli açık: Gerekli yatırım yapılmadığı sürece Aydın, Denizli ve Muğla halkı her yağmurda yeniden karanlığa mahkûm edilecek. Vatandaş bıktı, yoruldu, usandı… Ama belli ki yaşanan mağduriyetlere rağmen gerekli adımların atılmaması dikkat çekicidir…
Bu noktada sadece elektrik kesintileri değil, vatandaşın çözüm ararken maruz kaldığı iletişim sorunları da ayrı bir mağduriyet kaynağı. Çünkü bu kez bizzat ben, yaşadığım bir olayı anlatmak istiyorum:
29.11.2025 günü saat 13.16’da, elektrik uzun süre gelmeyince 186’yı aradım. Sadece bilgi almak istiyordum. Telefonda karşıma adının baş harfi “E” olan, tok ve kalın sesli bir müşteri temsilcisi çıktı. Daha konuşmanın başında kendinden emin bir tavırla, adımı, nereden aradığımı, adresimi, kapı numaramı… A’dan Z’ye her şeyi gereğinden fazla detaylı ve sorgulayıcı bir üslupla sordu. Tüm bilgileri eksiksiz vermeme rağmen hiçbir açıklama yapmadan telefonu yüzüme kapattı…
Bu durum, müşteri hizmetleri standartlarına uygun olmayan bir davranıştı. Çok sinirlendim. Yeniden aradığımda bu kez başka bir temsilci, ekrandaki bilgilerden ismimi görerek “Ali Bey ile mi görüşüyorum?” diye sordu. Demek ki bilgiler sistemde açıkça görünüyormuş. O hâlde neden ilk aramada zorluk çıkarıldı? Neden profesyonellikten uzak bir yaklaşım sergilendi? Bu durumun nedenleri hakkında çeşitli yorumlar yapılabilir, ancak asıl önemli olan yaşanan mağduriyettir.
Görüşmenin ardından “kaydınız alınmıştır, en kısa sürede destek sağlanacaktır” şeklinde bir SMS geldi; fakat elektrik yine onların istediği saatte geldi. Bu tür mesajların, yaşanan sorunlara kalıcı çözüm üretmekten uzak olduğu görülmektedir.
Ama konu fatura olunca son kuruşuna kadar tahsilat yapılıyor. Fatura ödenmezse anında enerji kesiliyor. İş yatırıma, iş müşteri memnuniyetine gelince ise telefonu yüzümüze kapatacak kadar profesyonellik dışı davranışlar sergilenebiliyor. Bunların yaşanmasının sebebi tekel konumu ve bu şirketlere yeterli denetim ile yaptırım uygulanmaması. Şirketin ticari çıkarlarının, müşteri memnuniyetinin önüne geçtiği izlenimi oluşmaktadır.
Bu yaşadığım olay, bölgede binlerce kişinin aynı sistemden şikâyetçi olmasının hiç de tesadüf olmadığını bir kez daha gösteriyor. Aydem ile ilgili yazmaktan ben yoruldum; fakat AYDEM’in hizmet kalitesindeki sorunların devam etmesi, vatandaşların mağduriyetini sürdürmektedir…
Ve bu mağduriyetin en sessiz tanıkları, hâlâ mum ışığında ders çalışmak zorunda kalan çocuklardır…
Haber : Ali ERTURAN / Dedektif Gazeteci



