Muğla’nın Ortaca ilçesinde, sessiz ama derin izler bırakan bir iyilik hareketi büyüyor. Adı: Engelim Olma Derneği. Bu dernek, sadece yardımların dağıtıldığı bir yapı değil; aynı zamanda vicdanın, azmin ve samimiyetin ete kemiğe bürünmüş hali. Bu hikâyenin merkezinde ise, hayatın tüm zorluklarına rağmen dimdik ayakta duran bir kadın var: Ayla Şahbudak…
Çocukluk yıllarında geçirdiği ateşli bir hastalık sonrası sol ayağında kalıcı fiziksel engel oluşan Ayla Şahbudak, bugün koltuk değnekleriyle yürüyen, ama yüreğiyle koşan bir insan. Üstelik kendisi de devlet yardımıyla yaşamını sürdüren biri. Ancak bu durum, onun başkalarının hayatına dokunmasına engel olmamış; aksine belki de bu duyguyu en derinden hissetmesini sağlamış…

Dernek kurulmadan önce de kendi imkânlarıyla ihtiyaç sahiplerine ulaşmaya çalışan Şahbudak, zamanla bu çabanın büyüdüğünü ve daha organize bir yapıya ihtiyaç duyulduğunu fark etmiş. İşte bu farkındalık, bugün yüzlerce insana umut olan Engelim Olma Derneği’nin temelini oluşturmuş…
Bu derneği farklı kılan en önemli özelliklerden biri ise para ile olan mesafesi. Çünkü burada bağışlar nakit olarak toplanmıyor. Yardım etmek isteyenler ya ihtiyaç malzemesini doğrudan temin ediyor ya da ilgili medikal firmalara ödemeyi kendileri gerçekleştiriyor. Hasta bezinden tekerlekli sandalyeye, koltuk değneğinden gıda kolilerine kadar her şey doğrudan ihtiyaç sahibine ulaştırılıyor. Arada ne bir komisyon var ne de şüpheye yer bırakacak bir sistem…

Daha da önemlisi, bu yardımlar rastgele yapılmıyor. Her ihtiyaç sahibi titizlikle araştırılıyor. Gerçekten ihtiyacı olup olmadığı yerinde inceleniyor. Yani burada sadece yardım değil, adalet de dağıtılıyor…
Ama ne yazık ki, iyilik yapılan her yerde olduğu gibi burada da dedikodu eksik olmuyor. Ortada ne bir belge var, ne bir kanıt… Ama yine de konuşan çok. “İyisini kendine alıyor, kalanını dağıtıyor” gibi asılsız söylemler, bu güzel çabanın önüne gölge düşürmeye çalışıyor. En çok da Ayla Şahbudak’ı üzüyor bu durum. Çünkü o, zaten kendi zorluklarıyla mücadele ederken bir de bu haksız ithamlarla yıpranıyor…

İşin en dikkat çeken taraflarından biri ise şu: Devlet yardımıyla geçinen bir dernek başkanı düşünün… Ama o, kendisi gibi hatta kendisinden daha zor durumda olan insanlara yardım ulaştırmak için çabalıyor. Türkiye’de benzerine çok az rastlanacak bir tablo bu. Belki de yok denecek kadar az…
Bugün derneğin arkasında küçük ama yürekli bir ekip var. Başkan Yardımcısı Emekli Yarbay Mehmet Ördekçi, sayman Mustafa Sarı ve halkla ilişkiler sorumlusu Salim Aydoğan… Sayıları az ama etkileri büyük. Her biri taşın altına elini değil, gövdesini koymuş durumda…

Son aylarda derneğin faaliyetleri gözle görülür şekilde artmış. Artık Ortaca’da bir ihtiyaç olduğunda akla gelen ilk adreslerden biri haline gelmişler. İnsanlar doğrudan onları arıyor, yardım talep ediyor ya da destek olmak istiyor. Yani bu iyilik hareketi artık görünür, bilinir ve güvenilir bir noktaya ulaşmış durumda.
Ancak ortada hâlâ büyük bir eksiklik var. Bu kadar önemli bir işi yapan bu insanların, düzgün bir çalışma alanı bile yok. Yardım malzemelerini depolayabilecekleri, ihtiyaç sahipleriyle görüşebilecekleri, planlama yapabilecekleri bir yerleri bulunmuyor. Kaymakamlığa, belediyeye talepler iletilmiş… Ama henüz somut bir adım atılmış değil.
Oysa bu sadece bir dernek meselesi değil. Bu, doğrudan kamu yararına çalışan bir yapının desteklenip desteklenmemesi meselesi. Bu insanlar devletten bir şey istemiyor; sadece işlerini daha iyi yapabilmek için bir alan talep ediyor. Ve açıkçası, bu talep fazlasıyla makul.
Çünkü bazı şeyler para ile ölçülmez. Bu derneğin yaptığı iş de onlardan biri. Para verseniz, çoğu insanın yapmaya yanaşmayacağı bir emeği, onlar gönüllü olarak ortaya koyuyor.
Ortaca’da bir iyilik hikâyesi yazılıyor. Ama bu hikâyenin daha güçlü devam edebilmesi için, sadece birkaç gönüllünün çabası yetmez. Bu tür oluşumlara sahip çıkmak, aslında toplum olarak kendi vicdanımıza sahip çıkmaktır.
Ve unutulmaması gereken bir gerçek var:
Bazı insanlar yürümekte zorlanır… ama insanlığı ayağa kaldırır.
Haber : Dedektif Gazeteci



