Ana Sayfa Arama Galeri Video
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya

Ortaca ve Datça Meclis Toplantıları Neden Kapalı Yapıldı?

Şeffaflık İlkesi Yeniden Gündemde 2 Haziran’da Ortaca Belediyesi, 4 Şubat’ta

Şeffaflık İlkesi Yeniden Gündemde

2 Haziran’da Ortaca Belediyesi, 4 Şubat’ta ise Datça Belediyesi meclis toplantılarını basına kapalı şekilde gerçekleştirdi. Her iki belediyenin meclis toplantılarını kamuoyuna ve basına kapatması, yerel yönetimlerde şeffaflık ilkesinin uygulama alanını yeniden tartışmaya açtı. Konu, yalnızca bir toplantının kapalı yapılmış olması değil; bu tercihin hukuki dayanağı, sınırları ve kamu vicdanındaki karşılığıdır…

Geçtiğimiz günlerde Ortaca’da gazeteci bir meslektaşımızın sosyal medya paylaşımında, Ortaca ve Datça belediyelerinin meclis toplantılarını kapalı yaptığına ilişkin kısa bir değerlendirmesine rastladım. Konunun hem belediyeler hem de kamuoyu açısından önemli olduğunu düşündüm. Bu nedenle meselenin hukuki çerçevesiyle ve yönetim ilkeleri açısından daha kapsamlı biçimde ele alınmasının gerekli olduğu kanaatiyle değerlendirmemi kaleme alma ihtiyacı duydum…

5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 20. maddesi açıktır: Belediye meclisi toplantıları kural olarak alenidir. Yani halka ve basına açıktır. Aynı maddede, meclisin gerekli gördüğü hallerde kapalı oturum yapabileceği düzenlenmiştir. Ancak bu hüküm, sınırsız ve gerekçesiz bir takdir yetkisi anlamına gelmez. Hukuk sistematiğinde “açıklık” esastır; “kapalılık” ise istisnadır…

Kapalı oturum uygulaması; kişisel verilerin korunması, ticari sır niteliğindeki bilgiler, devam eden hukuki süreçler ya da kamu güvenliği gibi özel ve somut gerekçelere dayanmalıdır. Aksi halde istisna genişletilmiş olur ve kanunun açık olma yönündeki temel iradesi zedelenir…

Ortaca ve Datça belediye meclislerinde toplantının basına kapatılmasına ilişkin kararın oy birliğiyle alındığı ifade edilmektedir. Oy birliği, kararın meclis üyeleri arasında mutabakatla alındığını gösterir; ancak hukuki tartışma açısından belirleyici olan husus oy oranı değil, kararın gerekçesidir. Bir kararın oy birliğiyle alınmış olması, onun hukuki denetimden veya kamuoyu sorgulamasından muaf olduğu anlamına gelmez. Hukuk devleti ilkesinde esas olan, kararın dayandığı sebebin açık, ölçülü ve denetlenebilir olmasıdır…

Bu noktada kamuoyunun sorması gereken sorular nettir:

Kapalı oturum kararı hangi somut gerekçeye dayandırılmıştır?

Karar tüm toplantıyı mı kapsamaktadır, yoksa belirli gündem maddeleriyle mi sınırlıdır?

Kapalı oturumda alınan kararlar ve tutanaklar sonrasında kamuoyuyla paylaşılacak mıdır?

Yerel yönetimler, kamu kaynağı kullanan ve doğrudan vatandaşın günlük yaşamını etkileyen kararlar alan kurumlardır. Bu nedenle şeffaflık, belediyeler açısından bir tercih değil; demokratik meşruiyetin temel unsurudur. Basının meclis toplantılarını izlemesi, yalnızca bir meslek pratiği değil, halk adına yapılan kamusal bir denetim faaliyetidir…

Toplantıların kapalı yapılması hukuken mümkündür; ancak bu uygulamanın kapsamı genişler, gerekçesi belirsizleşir ve süreklilik kazanırsa, güven duygusu zedelenmeye başlar. Yönetim ile vatandaş arasındaki bağ, açıklıkla güçlenir; kapalılıkla değil. Şeffaflık, spekülasyonları azaltır; belirsizlik ise söylentiyi büyütür…

Ortaca ve Datça belediyelerinin, kamuoyunda oluşan soru işaretlerini gidermek adına kapalı oturum kararlarının hukuki gerekçesini ve kapsamını açık biçimde ortaya koyması; hem kanunun ruhuna hem de çağdaş yerel yönetim anlayışına uygun olacaktır. Çünkü demokratik yönetimlerde asıl olan, karar almak kadar o kararın hesabını verebilmektir…

Kamu yönetiminde güven, gizlilikle değil açıklıkla inşa edilir. Açıklığın olduğu yerde istikrar güçlenir; güvenin olduğu yerde ise yönetim sağlam durur…

Sevgiyle kalın

 Gazeteci Ali ERTURAN