Muğla’nın Ortaca ilçesine bağlı, Türkiye’nin ve dünyanın en önemli turizm destinasyonları arasında yer alan Dalyan’da uzun süredir devam eden bir uygulama, kamuoyunda ciddi soru işaretlerine neden oluyor. İlçe genelinde günün her saatinde dolaşarak tatlı satışı yaptığı görülen bir seyyar satıcının; üretim yeri, hijyen koşulları ve yasal izinleri bilinmeyen gıda ürünlerini denetimsiz şekilde satışa sunmaya devam etmesi, halk sağlığı ve kamu denetimi açısından önemli bir risk olarak değerlendiriliyor…
Özellikle yerli ve yabancı turist yoğunluğunun yüksek olduğu Dalyan gibi uluslararası bir turizm merkezinde, açıkta ve seyyar şekilde yapılan gıda satışlarının kontrolsüz biçimde sürmesi; yalnızca bireysel bir ticari faaliyet olarak değil, doğrudan kamu sağlığını ilgilendiren bir mesele olarak ele alınması gereken bir durum olarak öne çıkıyor. Vatandaşlar, “Belediye nerede, Kaymakamlık nerede, İlçe Tarım nerede?” sorularını yüksek sesle sormaya başladı…
Mevcut yasal düzenlemelere göre belediye sınırları içerisinde izinsiz seyyar gıda satışı açıkça yasaklanmış durumda. 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 15. maddesi, belediyelere belde sakinlerinin sağlık ve esenliğini koruma görevini verirken; 32. maddesi zabıta marifetiyle kamu düzenini ve halk sağlığını bozacak faaliyetlerin engellenmesini zorunlu kılıyor. Aynı zamanda 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 32. maddesi, yetkili makamlarca alınan emirlere aykırı davranışları idari yaptırıma bağlarken, izinsiz seyyar satış da bu kapsamda değerlendiriliyor…

Öte yandan gıda güvenliği açısından en temel düzenleme olan 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu, gıda maddelerinin üretim, işleme, depolama ve satış aşamalarının tamamında hijyen ve izlenebilirlik şartlarını zorunlu kılıyor. Kanuna göre, üretim yeri belli olmayan, kayıt veya onay numarası bulunmayan ve denetime tabi tutulmamış gıdaların piyasaya arz edilmesi yasak. Bu tür ürünlerin satışının tespit edilmesi halinde İlçe Tarım ve Orman Müdürlüklerinin idari yaptırım ve toplatma yetkisi bulunuyor…
Ayrıca 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu, halk sağlığını tehdit eden her türlü faaliyetin önlenmesini devletin temel görevleri arasında sayıyor. Açıkta satılan ve hangi koşullarda üretildiği bilinmeyen gıda ürünleri, bu kanun kapsamında da doğrudan risk unsuru olarak kabul ediliyor…
Tüm bu yasal çerçeveye rağmen, Dalyan’da uzun süredir devam ettiği belirtilen bu seyyar gıda satışına yönelik bugüne kadar herhangi bir denetim yapılıp yapılmadığı, yapıldıysa hangi sonuçlara ulaşıldığı kamuoyunca bilinmiyor. Satışı yapılan tatlıların nerede üretildiği, hangi hijyen koşullarında hazırlandığı, gıda güvenliği belgelerinin bulunup bulunmadığı ve belediyeden alınmış bir izin ya da ruhsatın olup olmadığına dair resmi bir açıklama yapılmış değil…

Bu noktada Ortaca Belediyesi zabıta ekipleri, Ortaca Kaymakamlığı ve İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün görev ve sorumlulukları yeniden tartışma konusu haline geliyor. Turizm sezonu öncesinde ve sırasında düzenli denetim yapılması gereken bir bölgede, bu tür faaliyetlerin uzun süre müdahale edilmeden devam etmesi, denetim mekanizmalarının yeterince işletilip işletilmediği sorusunu beraberinde getiriyor…
Uzmanlar, seyyar gıda satışının yalnızca “ekmek parası” söylemiyle değerlendirilmesinin eksik ve hatalı olduğuna dikkat çekiyor. Konunun, bireysel bir satıştan çok daha öte; halk sağlığı, turizm güvenliği, ülke imajı ve kamu otoritesinin denetim sorumluluğu çerçevesinde ele alınması gerektiği
vurgulanıyor. Denetimsiz gıda satışlarının olası bir sağlık sorununda telafisi güç sonuçlar doğurabileceği, bunun da hem yerel halkı hem de turistleri doğrudan etkileyeceği ifade ediliyor…
Dalyan’da yaşanan bu durum, benzer uygulamaların başka turizm bölgelerinde de yaygınlaşıp yaygınlaşmadığı sorusunu gündeme taşırken, yetkili kurumların sessizliği kamuoyunda rahatsızlık yaratıyor. Vatandaşlar, Ortaca Belediyesi, Kaymakamlık ve İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün konuya ilişkin açık, net ve şeffaf bir açıklama yapmasını, gerekli denetimlerin ivedilikle gerçekleştirilmesini bekliyor…
Halk sağlığını ilgilendiren bu tür faaliyetlerin denetimsiz kalmasının gerekçesinin ne olduğu ise yanıt bekleyen en temel soru olarak ortada duruyor…
Haber : Gazeteci Ali ERTURAN



