Ana Sayfa Arama Galeri Video
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya

Ortaca’da Takvim Tartışması. Konu Takvim Meselesi Değil, Bir İlke Meselesi

Muğla Ortaca Belediyesi, 2026 yılına girilirken Ortaca Belediyesi adına bir

Muğla Ortaca Belediyesi, 2026 yılına girilirken Ortaca Belediyesi adına bir takvim bastırdı. Takvimde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün farklı portreleri yer alıyor; her sayfada Atatürk’ün değişik görselleri kullanılmış. Görsel açıdan bakıldığında özenli bir çalışma olduğu söylenebilir.

Ancak bu takvimde çok temel bir eksiklik var: Üzerinde “2026” yılı yazmıyor.

“Yazsa Ne Olur, Yazmasa Ne Olur” Demeyin

İlk bakışta önemsiz gibi görülebilir. “Yıl yazmasa da olur” denilebilir.

Ama işin aslı öyle değil.

Bir takvim, adı üstünde, zamanı gösteren resmi bir belgedir. 2026 mı, 2025 mi, 2019 mu olduğu mutlaka belirtilmelidir. Geçmişten bugüne basılmış tüm takvimlere bakın; hepsinin üzerinde yılı açıkça yazar. Bu bir gelenektir, bir standarttır ve aynı zamanda kurumsal ciddiyetin göstergesidir.

Bu yönüyle bakıldığında, takvimde yıl bilgisinin yer almaması açık bir baskı hatasıdır.

Sorumluluk Kimde?

Takvimde Ortaca Belediyesi’nin logosu, ismi, adresi, telefonu ve internet adresleri eksiksiz yer alıyor. Logonun ortalanması estetik açıdan başarılı. Altında da Belediye Başkanı Evren Tezcan’ın ismi bulunuyor.

Ancak sağ köşede küçük de olsa Başkan Evren Tezcan’ın fotoğrafının kullanılması tartışmaya açık bir tercih.

Atatürk görseli zaten başlı başına güçlü, anlamlı ve yeterliydi. Atatürk’ün olduğu bir çalışmada, başka bir görsele ihtiyaç var mıydı? Bana göre yoktu.

“Başkan değil mi, niye olmasın?” denilebilir. Evet, olabilir de. Ama olmasa daha iyi olurdu. Çünkü burada bir kişisel tanıtıma ya da reklama gerek yoktu.

Yıl bilgisinin yazılmaması ise büyük ihtimalle baskıyı yapan firmanın hatasıdır.

Ama bu noktada belediyenin de sorumluluğu vardır. Böyle bir hata fark edildiğinde, bu baskıların geri iade edilmesi ve düzeltilmesi gerekirdi.

Haber Yapınca Yandaş mı Olunuyor?

Ortaca Yeni Asır Gazetesi Ortaca Temsilcisi Ömer Kundakçı, bu durumu sosyal medya hesabında haber niteliğinde paylaştı.

Asıl üzücü olan ise bu paylaşımın altına yapılan yorumlardı.

“Yandaşsın”,

“CHP’yi kötülemek için yapıyorsun”,

“Taraflı haber” gibi ithamlar havada uçuştu.

Burada şunu net söylemek gerekiyor:

Bu yazı kimseyi korumak için yazılmıyor ama doğruya doğru demek zorundayız.

Evet, o takvimde 2026 yılı yazmalıydı. Yazılsaydı daha doğru olurdu.

Gazetecilik Tam Olarak Budur

Türkiye’de garip bir refleks var:

CHP’yi eleştirirsin, “AKP’li” derler.

AKP’yi eleştirirsin, “CHP’li” derler.

İkisini birden eleştirirsin, “MHP’li” derler.

Bu milletin ağzı torba değil ki büzesin.

Kimse kimsenin düşmanı değil.

Ama gazeteci, doğruyu yazmakla yükümlüdür.

Doğru yazılmayacaksa, yanlışlar söylenmeyecekse, hatalar dile getirilmeyecekse gazeteciliğin de bir anlamı kalmaz.

Bu mesele bir parti meselesi değil,

bir kişi meselesi değil,

bir ilke meselesidir.

Ve gazetecilik tam olarak da bunu gerektirir.

Haber : Ali ERTURAN / Dedektif Gazeteci