Ana Sayfa Arama Galeri Video
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
WhatsApp
Sosyal Medya

Gazetecinin Günü Var, Güvencesi Yok

Bugün “Çalışan Gazeteciler Günü”. Takvim yapraklarında adı olan, ama içi

Bugün “Çalışan Gazeteciler Günü”. Takvim yapraklarında adı olan, ama içi çoğu zaman boş bırakılan günlerden biri daha… Neredeyse her meslek grubunun bir günü var; kutlanıyor, paylaşılıyor, mesajlar yayınlanıyor. Peki soran var mı: Gazeteciler bugün hangi şartlarda çalışıyor? Kim, nasıl, ne bedel ödeyerek bu mesleği sürdürüyor?

Gazetecilik dışarıdan bakıldığında güçlü, etkili ve itibarlı bir meslek gibi gösterilir. Oysa işin mutfağında tablo bambaşkadır. Uzun çalışma saatleri, güvencesiz istihdam, düşük ücretler, sürekli baskı ve tehdit altında yapılan bir kamu görevi… Ülkenin sesi olan, toplumun nefesi olan gazeteciler ne yazık ki en değersiz görülenler arasında yer alıyor…

Elbette her meslekte olduğu gibi gazetecilikte de “çürük elmalar” vardır. Ancak birkaç örnek üzerinden koskoca bir meslek grubunu topyekûn suçlamak, itibarsızlaştırmak en hafif tabiriyle vicdansızlıktır. Gazeteciyi değil, gazetecilik kisvesi altında başka hesaplar peşinde koşanları ayıklamak gerekir. Bu ayrımı bilerek ve isteyerek yapmayanların derdi meslek etiği değil, kendi çıkarlarıdır…

Bu memlekette iyi görünüp, arka planda gazeteciyi kullanmaya çalışan çok kişi gördük, görmeye de devam ediyoruz. Mikrofonu uzatıldığında “basın özgürlüğü” diyenlerin, haber hoşlarına gitmediğinde nasıl baskıcıya dönüştüğünü hepimiz yaşayarak öğrendik. Alkış bekleyenler, eleştiriye tahammül edemeyenler; gazeteciyi sadece işlerine geldiğinde hatırlayanlar bu düzenin görünmeyen aktörleri…

Medya, demokrasilerde “dördüncü güç” olarak tanımlanır. Yasama, yürütme ve yargının yanında; denetleyen, sorgulayan, kamu adına hesap soran bir güçtür. Ancak bu güç, ancak bağımsız olabildiği sürece anlamlıdır. Bugün gelinen noktada, ne yazık ki iyi gazeteci olmak, iyi yazar olmak tek başına yetmiyor. Birilerinin gölgesine girmediysen, birilerinin hoşuna giden cümleler kurmuyorsan, emeğinin karşılığı çoğu zaman yok sayılıyor…

Acı olan şu ki; yalakalık da bir çözüm değil. Çünkü o yolun sonu da değersizliktir. Meslek onurunu bir kez kaybeden, aslında her şeyini kaybeder. Buna rağmen, mesleğini onuruyla yapmaya çalışan, cebindeki son parayla haber peşinde koşan, ailesinin rızkından feragat ederek kamuoyunu bilgilendiren yüzlerce, binlerce gazeteci var bu ülkede…

Bugün gazetecilerin önemli bir bölümü ekonomik olarak büyük bir dar boğazda. Sosyal güvencesi olmayanlar, düzenli maaş alamayanlar, emeğinin karşılığını tahsil edemeyenler az değil. Buna rağmen susmayan, yazmaya devam eden, gerçeğin peşini bırakmayan bir meslek grubundan söz ediyoruz. İşte gazeteciliği ayakta tutan da tam olarak budur: İnat, direnç ve vicdan…

Bu yazı bir serzeniştir ama aynı zamanda bir hatırlatmadır. Gazetecilik; kimsenin arka bahçesi, kimsenin tetikçiliği değildir. Gazetecilik, halka karşı sorumluluktur. Ve bu sorumluluğu yerine getirenler, günübirlik kutlamalardan çok daha fazlasını hak etmektedir…

Bu duygu ve düşüncelerle; tüm zorluklara rağmen mesleğini onuruyla sürdüren, kalemini satmayan, susmayan ve kamuoyunu bilgilendirmeye devam eden tüm meslektaşlarımın Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutlarım…

Uluslararası Gazeteciler Delegasyonu

Genel Başkanı

Ali ERTURAN