Manisa’nın Turgutlu ilçesinde bir ortaokulda görev yapan okul müdürünün, otizmli bir öğrenciyi merdivenlerden aşağı savurduğu güvenlik kamerası görüntüleri Türkiye’nin gündemine oturdu. Merdivenlerden inmekte olan öğrencinin müdür tarafından ceketinden tutulup sert biçimde savrulduğu ve basamaklardan yuvarlandığı görüntüler, olayın şiddetini tüm çıplaklığıyla ortaya koydu. Görüntülerin ardından müdür gözaltına alındı ve çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.
Bu gelişmelerin hemen ardından, sosyal medya üzerinden okul bahçesinde çekilen yeni bir video dolaşıma sokuldu. Yaklaşık 10–15 kişiden oluşan bir grup ile elinde metin bulunan genç bir kadın tarafından yapılan açıklamada, otizmli öğrenci ve ailesi adeta suçlu gibi gösterilmeye çalışıldı. Kamuoyu tepkisini hafifletme ve olayın ağırlığını gölgeleme amacı taşıdığı anlaşılan bu görüntüler, sosyal medyada büyük tepki çekti. Videoyu izleyen binlerce kişi, “Bir çocuğa yönelik açık şiddet eylemini savunmanın hiçbir gerekçesi olamaz” diyerek sert eleştirilerde bulundu.
Bu noktada herkesin kendine sorması gereken iki temel soru var:
Eğer bu görüntülerde savrulan çocuk sizin çocuğunuz olsaydı, ne yapardınız?
Bu çocuk merdivenlerden yuvarlanırken başını basamaklara çarpıp orada hayatını kaybetseydi bunun hesabını kim verecekti?
Bu soruların cevabı aslında çok açık: Hiçbir anne-baba, hiçbir eğitimci ve hiçbir insan, böyle bir eylemi kendi çocuğu söz konusu olduğunda asla kabul etmez. Bir başkasının çocuğu olduğunda olayı hafifletmeye çalışma çabası ise kamu vicdanında karşılık bulmaz ve etik açıdan son derece sorunludur.
Hukuki açıdan; Türk Ceza Kanunu’nun 81. maddesi “kasten öldürme” suçunu, 35. maddesi ise “suça teşebbüs” hükümlerini düzenlemektedir. Güvenlik kamerasındaki eylemin çocuğun yaşam hakkını doğrudan tehlikeye sokan niteliği, ölüm riskinin yüksek oluşu ve fiziksel müdahalenin ağırlığı dikkate alındığında, “kasten öldürmeye teşebbüs” değerlendirmesi hukuk tekniği açısından mümkündür.
Elbette ki en doğru kararı bağımsız Türk yargısı verecektir. Ancak kamuoyuna yansıyan görüntüler, olayın sıradan bir disiplin tartışması değil, özel gereksinimli bir çocuğun hayatını doğrudan tehlikeye atan ağır bir eylem olduğunu açıkça göstermektedir.
Hakikat, hiçbir manipülasyonla gölgelenemez…
Kamuoyunun tepkisi ve tartışmalar ne olursa olsun, yalnızca yargının vereceği karar esastır; ben ise bu sürecin şeffaf ve toplum yararına ilerlemesi için olayları aktarmaya devam edeceğim.
Ali ERTURAN / Dedektif Gazeteci



