Bir varmış bir yokmuş… Masallar böyle başlar ya, işte Mustafa Özkaya’nın hayatı da tam öyleydi. Bir var oldu, bir yok oldu. Ama geriye öyle izler, öyle anılar bıraktı ki…
1968 yılında Afyon’un Sandıklı ilçesinde dünyaya geldi Mustafa. Çocukluğu Sandıklı’da geçti, sonra annesiyle birlikte Aydın’ın Nazilli ilçesine göçtüler. Küçük yaşlardaydık. Ben de işte o yıllarda tanıdım onu. Daha çocuk denecek yaşlarda, Nazilli’de “Foto Akın”da çalışıyordu. O günlerden başlayan arkadaşlığımız yıllar içinde büyüdü, dostluktan öteye geçti, can kardeş olduk.
Mustafa’nın hayatı hep mücadeleyle geçti. Gençliğinde fotoğrafçılık yaparak hayata tutundu. Sonra İstanbul yollarına düştü. Orada mesleğini sürdürdü, fotoğraf makinalarının hem çekiminde hem ticaretinde alın teri döktü. Annesi hep yanındaydı, hayat mücadelesinde bir dayanak noktasıydı. Ama Mustafa’nın kalbinde hep başka bir hayal vardı: kuracağı yuva, yanında olacak hayat arkadaşı.
Bir gün beni aradı, sesi telaşlıydı:
“Bilader, hemen gel. Köy hizmetlerinde bir kız var, ben gönlümü kaptırdım. Onu isteyeceğiz.”
O günkü heyecanı hâlâ kulaklarımda. İşte o kız, bugün ünlü oyuncu Atakan Özkaya’nın annesi, Mustafa’nın hayatının aşkı Songül’dü. Mustafa’nın annesi çekingen davranmıştı, “Ben konuşamam oğlum” demişti. Ama ben devreye girdim. Ona hep “anne” derdim:
“Anne, merak etme. Ben isterim o kızı.”
Ve öyle de oldu. Çiçekler, çikolatalar elimizde Songül’ün ailesinin kapısını çaldık. Karadenizli, mütevazı, misafirperver insanlardı. Bizi güler yüzle karşıladılar. Ben Songül’ü, Mustafa için istedim. O an masalın en güzel sayfalarından biri yazılıyordu.
Mustafa dediğini yaptı, Songül’ü aldı. Mutlu bir yuva kurdular. Hayat boyu omuz omuza verdiler, zorlukları birlikte göğüslediler. Bu evlilikten iki evlat
dünyaya geldi: Furkan ve Atakan. Hele Atakan… Bugün Türkiye’nin en yakışıklı, en sevilen oyuncularından biri. Bir baba için bundan daha büyük gurur olabilir mi?
Ama hayat işte… Bir var, bir yok. Mustafa Özkaya, çocuklarını büyütmüş, zorlukları aşmış, tam da rahat edeceği dönemde 22 Ağustos 2025 günü bu dünyadan göçüp gitti. Arkasında iyilikle, mertlikle, dostlukla dolu bir hayat bıraktı.
Benim için Mustafa, sadece bir arkadaş değil, canımdan bir parça idi. Çocukluğumun en saf günleri onunla geçti. Songül’ü istemeye gittiğimiz gün, gözlerindeki o kararlılığı hiç unutamıyorum. “Ne olursa olsun bu kızı alacağız bilader” dediğinde, ses tonunda öyle bir inanç vardı ki… O an gözümün önünden hiç gitmedi, hiç gitmeyecek.
Mustafa Özkaya artık aramızda değil. Ama bizler, dostları, ailesi, çocukları… Onun anısını yaşatmaya devam edeceğiz. Atakan Özkaya’nın başarılarında, Furkan’ın hayat yolunda, Songül’ün hatıralarında Mustafa hep yaşayacak.
Ve ben… 38 yıllık gazetecilik hayatımda çok hikâye yazdım ama çocukluk arkadaşımın hayatını kaleme almak hiç aklıma gelmezdi. Bir varmış, bir yokmuş… Şimdi yokluğunu yazıyorum.
Mekânın cennet olsun kardeşim. Peygamber Efendimiz komşun olsun. Hep yüreğimizde yaşayacaksın.
Ama şunu bil ki, sen artık masallardaki gibi bir “kahraman”sın. Bizim için hep vardın, hep var olacaksın…
Ali ERTURAN – Dedektif Gazeteci



